Kitap özetleri

Kitap özetleri

Yükselen Ateş Kitap Özeti

Yakışıklı bir inşaat mühendisi olan Scout Ritland belayı koklayan cinsten bir Amerikalıdır. Chantal duPont’un bunu tahmin etmesi gerekirdi. Ama yine şehvet uyandıran Parrish Adalarındaki evinde, kendisi gibi cesur başka bir Amerikalıya gözünü dikmiştir. Fakat bu seferki iyi niyetli bir istektir: Scout, kadının köyüne yardım edebilecek tek adamdır ve kendiside ne kadar çok istese de, adamın kendisinden yararlanmasına asla izin vermeyecektir.
Adadaki işini bitiren Scout eğlenmeye hazırdır—gerçi hesaplarında kaçırılmak yoktur. Ama Chantal gibi egzotik ve çekici bir kadının onu kaçırması sinirli kalmasını zor kılmaktadır. Çok geçmeden kadının köylülerine yardım etme ihtiyacıyla olayların içinde kalır—ve oynaması gereken rol ile. Ama plan ilerledikçe entrika, macera —ve arzular—adanın yanardağından daha aktif bir şekilde yanar.
Yarattığı kahramanların hızı baş döndürücü! San Antonio Express News

Sandra Brown, birinci sınıf bir yazar olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Associated Press
“Romantizm sevenler bu kitapla yatıp kalkacak.”
–Boston Herald
“Çok hızlı ilerleyen, seri bir hikâye. Zevkli.”
–Philedelphia Inquirer
“Okurken yanınızda birkaç mendil bulundurmayı unutmayın.”
–Tampa Tribune
“Daha sürükleyici yazabilecek bir yazar olduğuna inanmıyorum.”
–San Antonio Express-News
“Yazar Sandra Brown başarının zirvesinde.”
–Associated Press
“Günümüzde başka kimse bu kadar vurucu olamazdı… Brown’un roman yazarlığındaki mükemmellik az bulunur cinsten.”
–Toronto Sun
“Tansiyonu yüksek tutmayı çok iyi biliyor ve hikâyenin dönüm noktaları çok can alıcı.”
–Fresno Bee

BİR
Kömür gibi gözler. Parlak saçlar. Zarif bir vücut. Scout Ritland, balo salonunun diğer tarafında gördüğü kadına dair ilk izlenimlerini zihninde özetledi. Fevkalade bir kadındı, kesinlikle dikkat çekiciydi.
İkisinin arasında, kendi kendilerini kutlamaktan sarhoş bir grup papaz ve en ağır içiciyi bile kendini Pasifik’in dalgalarına çıplak atlatacak kadar sarhoş eden bir tropikal meyve kokteyli vardı.
Scout çok da sarhoş değildi ama kulaklarında hoş bir vızıldama hissediyordu. Bu vızıltı, bu gece resmi olarak muhteşem bir açılış yapmanın mutluluğu içindeki görkemli tatil yeri Mercan Kayalıklarının peyzaj yapılmış yerlerini çevreleyen ormandaki gece kuşlarının cıvıltıları kadar yüksekti.
Sert kokteyl, çekingenlerin buzlarını eritmeye, ahlâk kurallarını bastırmaya ve daha önceden sahip olunmuş cinsel eşitlik hakkındaki düşünceleri alt etmeye meyilliydi. Gözleri alkolün verdiği taşkınlıkla ve aşırı milliyetçilik hislerinden donuklaşmış olan Scout dar, beyaz bir elbise İçindeki kadına dikkatle baktı. Bir nebze bile pişmanlık duymadan, kadına sadece bir seks objesi gözüyle bakıyordu.
Parrish Adası’nın insanlar üzerinde böyle bir etkisi olmuştu. Güney Pasifik haritasındaki noktalar zincirinde bir nokta olmaktan ileri gitmeyen bu yer sarhoş ediciydi. Güzel kokulu çiçekler, incir ve Hindistan cevizi ağaçlarıyla dolu, kuzeyli A iner i kanların tantanasından uzaktı.
Scout, sadece birkaç saat önce, sonunda adanın çekiciliğine teslim olmuştu. Aylar öncesinde buraya varışından beri ilk olarak otelin istiridye pembesi duvarlarının Ötesine bakmıştı. O ana kadar zamanının çoğu, enerjisi ve düşünceleri tüketilmişti, bu yüzden bu el değmemiş adanın ve sevecen insanlarının tadını çıkarmaya fırsatı olmamıştı.
Adanın yerlilerinden özellikle biri, beyaz elbiseli kadın. Kahretsin, göz kamaştırıcı güzellikteydi. Çok ilgisiz ve soğuktu. Hatta saçma bir kibirlilik içindeydi. Adamın bakışlarını faik etmiş ve soğukça kendine değer biçerek kafasını çevirmişti. Daha sonra adam hakkında hiçbir şey ilgisini çekemezmiş gibi, o zamandan beri büyük bir titizlikle adamı görmezden gelmişti.
Scout’un içinde bir merak oluşmuştu. Otelin henüz inşa halinde olduğu zaman onu hiç etrafta görmemişti, o zaman otelin çalışanı değildi. Bir çalışanın karısı olabilir miydi?
Bu aşırı can sıkıcı bir düşünceydi. Az önce boşalan bardağıyla beraber bu düşünceleri de kafasından attı. Eğer evliyse, kocası neredeydi? Hangi aklı başında erkek, sevdiklerinden ve evlerinden aylardır uzakta olan adamlarla dolu bir odada, bu görünüme sahip bir kadının sarhoş halde ortalıkta dolanmasına izin verir ki?
Hayır, Scout kadının evli mi yoksa ciddi bir ilişkide mi olduğunu merak etti. “Sahipli” bir görünümü yoktu. Peki o zaman kimdi bu kadın, kadını gözünden kaçırmadan, büfe masalarından birinin üzerine dizilmiş egzotik yemeklere ilgisizce bakarken bu konunun merakı içindeydi.
“İyi iş çıkarmışsın Bay Ritland,” diye yorum yaptı yanından gecen birisi.
“Teşekkürler.”
Otelin büyük bir kısmı sakin kıyı gölünün sulan üzerine inşa edilmişti. Bu mucizenin mühendisliğini, bir mimarla birlikte çalışarak yapmıştı. Ustaca gayreti sayesinde zaferden payını alıyordu. O kadar çok el sıkışmıştı ki artık eline kramplar giriyordu. İyi bir iş çıkarmasını tebrik ederken vurdukları için omzu ağrıyordu.
Meyve kokteylinden çok başarının sarhoşluğuyla sendelerken kalabalığın içine doğru yürümeye başladı. Gittiği yön, dışarıya acılan yüksek ve kemerli çıkışın allında duran kadındı.
Konuşabileceği kadar yakınına geldiğinde, kadın bir anda döndü ve dosdoğru ona baktı. Scout birdenbire olduğu yerde donup kaldı. Çabucak bir nefes aldı.
Kenarları hafifçe kalkan badem şeklindeki gözleri, sandığı gibi koyu kahverengi değil maviydi. Neon mavisi. Heyecanlandırıcı ve afallatıcı bir mavi.
“Scout, nerelerdeydin? Girmeden seni yakaladığıma sevindim.”
Arkadan dirseği kavrandı ve onu arkasına döndürdü. Bakışlarını olabildiğince uzun süre kadının bakışlarına kilitli tutarak, isteksizce gözlerini vücudunun döndüğü yöne çevirdi. “Bay Reynolds.” Kendine doğru uzanmış eli sıktı.
“Corey,” diye düzeltti otelin müdürü. “Mükemmel bir iş çıkardın. Bunu duymaktan hala sıkılmadın mı?”
Scout kafasını salladı ve alaycı bir şekilde güldü. “Asla.”
“Ne kadar memnun kaldığımızı söylemeye bile gerek yok. Bunu, kurumdaki herkes adına söylüyorum.”
“Teşekkürler efendim.” Scout’un cesareti, yüksek miktarlı çeklerini imzalayan bu adama karşı kaba olmaya yetmedi ama omzunun üstünden çabucak bir bakış attı. Kadın ortalıktan kaybolmuştu. Kahretsin!
“Kolay bir proje değildi” dedi Corey Reynolds, “Özellikle inşa sırasında karşılaştığın bütün zorluklan düşünecek olursak.”
“Yerlilerin projeye karşı tavırlarından mı bahsediyorsunuz?” diye sordu Scout. Diğer adam başını salladı. “Mühletin son gününden ve sekiz saatlik çalışma gününden kesinlikle anlamıyorlar,” dedi Scout pişmanlıkla. Fazla mesai dürtüleri onları asla kutlamaların cazibesinden kurtaramadı ki bu kutlamalar ayda yaklaşık on kere yapılıyor. Aslında bu beni hırsızlık kadar rahatsız etmedi. Malzemeler konusunda bütçeyi aştığımız için tekrar özür diliyorum.”
“Malzemelerin kaybolup durması senin hatan değildi. Hırsızlan yakalamak için düşünebildiğin bütün yollan denediğini biliyorum.”
“Düzenbaz alçaklar,” dedi Scout nefes verirken. “Kaç gece uyumadım nöbet tuttum hatta. Boş yere beklediğimi düşünüp yatağıma döndüğüm gece yine soyulduk.”
Gözünün kenarıyla etrafta bir beyazlık yakalayan Scout gözlerini terasa çevirdi. Ay ışığı, sıcak ve güzel kokulu hava dışında hiç bir şey yoktu. Hâlâ orada, tropikal bahçelerin gölgelerine saklanmış dolaşıyor muydu?
“…kendi kendine?”
“Nasıl?” Bay Reynolds ne sormuştu? “A.evet. Hayır, burayı çevreleyen alan dışında adanın hiç bir yerini görmedim. Eve dönmeden bir hafta kadar tatil yapalım diye düşündüm.”
“iyi fikir. Nikâhtan önce kendine dinlenmek için biraz zaman tanı. Nikâhına daha var yanılmıyorsam.”
“Gelecek ay sonlarında.”
Bay Reynolds gülümsedi ve “Bayan Colfax nasıllar?” diye sordu.
Corcy Reynolds, Jennifer’ta Reynolds Grup’ un merkez bürosunu açtığı Boston’da bir yemekli davette tanıştırılmişti. O sırada Mercan Kayalıkları tatil köyü sadece mimari bir sunumdu. Müdürün, nişanlısının ismini hatırlamış olması Scout’u sevindirdi. Jenifer’in bıraktığı ilk izlenimin iyi olacağına her zaman güveniyordu.
“Mektupları iyi olduğunu gösteriyor.” diye cevapladı.
“Hâlâ güzel mi?”
Scout ağzını yayarak gülümsedi. “Çok.”
Nispeten yaşlı adam gülümsedi. “Onu bu kadar uzun süre yalnız bırakacak kadar güvenen genç bir adamsın.”
“Oradan ayrılmadan önce bir anlaşmaya vardık. Ben uzaktayken onun her gece evde yalnız başına oturmasını bekleyemezdim. Cinsellik olmadığı sürece birileriyle çıkmakta özgür.
“Sen sadece güvenmiyorsun, ayrıca cömertsin. Yine de Jeniffer’ın, nişanlısının tekrar Amerika’da olması için istekli olduğunu biliyorum.”
Scout omuz silkti. “Yaz boyunca bir kaç haftalığına Avrupa’ya gitti. Halasına antika dükkânında yardımcı olması onu meşgul etti.”
“Ya?” Reynolds kibarca ilgilenerek sordu, “Orda ne yapıyor?”
“Amatörce ilgilenmek, akla gelen tabir bu.” Jeniffer bir sürü şeyle ilgileniyordu; antika, müzik, moda.
“Benim karım da amatör olarak bazı konularla ilgilenir.
Tabi alışveriş yapmazken.” diye ekledi Comey Reynolds gülerek. Bardağındaki kokteylden bir yudum alarak sordu, “Harikalar, değil mi?”
Scout, Bay Reynolds’ın bakışlarını takip etti. Kanepelerin servisini yapmak üzere o gece için tutulmuş adanın kızlarından birini izliyordu. Estetik bir şekilde kıvrak vücudunu saran çiçek desenli kısa bir etek giymişti. Adanın çoğu kadını gibi o da, parlak siyah saçları, kıvılcım saçan koyu renk gözleri ve yüzündeki gülümsemeyle zarif ve hoştu.
“Evlenmek üzere, biriyle nişanlı olsam da,” dedi Scout, “Parrish Adası’nın doğal kaynaklarından birinin hoş kadın nüfusu olduğunu fark etmedim değil.”
Reynolds dikkatini tekrar Scout’a yöneltti. “Tatilin sırasında bu adada ne yapmayı planlıyorsun?”
“Kendimi kaybetmeyi. Gecikmelerden, yavaş çalışan işçilerden ve telefondan kaçmayı. Balığa gitmeyi. Belki de biraz ava çıkmayı. Sörf tahtası olmaksızın dalgaların üstüne uzanmayı. Kumsalda yatıp, gerçekten hiç bir şey yapmamayı.” Eğildi ve ekledi, “Eğer güzel ve üstsüz bir yerli kız tarafından kaçırılırsam, beni yakın bir zamanda aramaya çıkmayın.”
Corey Reynolds sessizce güldü ve Scout’un sırtına vurdu. “Seni çapkın. Espri anlayışını sevdim.” El sıkıştılar ve Corey Reynolds Scout’un mühendislik başarısını tekrar methetti. “Boston’a döndüğümüzde seni tekrar göreceğim. Seninle bazı gelecekteki projeler hakkında konuşmak istiyorum. Sen, güzel Jennifer ve ben yakın bir zamanda öğle yemeğine çıkalım.”
“Bu çok hoşumuza gider efendim. Teşekkürler.”
Yaşlı adamın uzaklaşmasını izlerken heyecanına zorla hakim olabiliyordu. Reynold Grup’un bir parçası olmak iste………..

Powered by WPeMatico

Bir önceki yazımız olan Neden Erkekler Cilveli Kadınlarla Evlenirler Kitap Özeti başlıklı makalemizde kitap özetleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


+ 3 = dört

Kitap özetleri © 2013