Kitap özetleri

Kitap özetleri

Son Fedakarlık / Vampir Akademisi- 6 Kitap Özeti

CİNAYET. AŞK. KISKANÇLIK. VE SON BİR SEÇİM. ÖLÜM MÜ, AŞK MI?

Rose Hathaway oyunu her zaman kendi kurallarıyla oynamıştı. En yakın arkadaşı ve yaşayan son Dragomir Prensesi Lissa’yla St. Vladimir Akademisi’nden kaçarak kuralları çiğnemişti. Büyüleyici öğretmeni Dimitri’ye aşık olarak kuralları çiğnemişti. Moroi dünyasının lideri, Kraliçe Tatiana’ya karşı gelme cesaretini göstererek, gelecek dampir nesillerini korumak adına hayatını ve saygınlığını riske atmaktan çekinmemişti. Ancak bu kez kanun, pençesini Rose’a geçirdi. Hem de işlemediği bir suç için. Üstelik cezasının infazını önleyebilecek bir tek kişi var ve Rose onu bulmak için hem Dimitri’nin hem de Adrian’ın yardımına muhtaç. Ama zamanı azalıyor. Ölüler dünyası onu tüm gücüyle geri isterken Rose’un şansı gitgide zayıflıyor. Esas önemli soru şu; tüm hayatınızı başkalarını kurtarmaya adamışsanız sizin hayatınızı kim kurtarabilir? Rose, Dimitri, Adrian ve Lissa’yı yalnız bırakmayın.

 

Kafesleri sevmem. Hayvanat bahçesine gitmeyi bile sevmem. Hayvanat bahçesine ilk gittiğimde, o zavallı hayvanlara bakarken neredeyse bir klostrofobi krizine yakalanıyordum. Hiçbir yaratığın o şekilde yaşadığını hayal etmek istemiyorum. Bazen hapistekileri düşününce bile kendimi kötü hissediyorum. Hayat boyu bir hücrede yaşamak korkunç olmalı ve kesinlikle hayatımı bir hücrede geçirmeyi beklemiyordum.

Ama son zamanlarda hayat sürekli beklemediğim şeyleri karşıma çıkarıp duruyor. Örneğin, işte buradayım, kilit altındayım.

“Hey!” diye seslenip beni dünyadan ayıran çelik parmaklıkları yakaladım. “Daha ne kadar burada kalmam gerekecek? Mahkemem ne zaman? Beni sonsuza kadar bu zindanda tutamazsınız!”

Tamam, bulunduğum yerin tam olarak zindan olduğu söylenemezdi. Karanlık, paslı bir yer değildi. Sade duvarlı, sade

 

zeminli ve eh işte… Her yönüyle sade, ufak bir hücredeydim. Pırıl pırıldı. Steril. Soğuk. Aslında tozlu bir zindanın olabileceğinden çok daha sinir bozucuydu. Kapının parmaklıkları buz gibi, sert ve sağlamdı. Floresan ışıklar, metalin gözlerimi rahatsız edecek şekilde parlamasına yol açıyordu. Hücrenin girişinin yanında duran adamın omzunu görebiliyordum, koridorda en az dört nöbetçi daha olduğuna emindim. Ayrıca soru soracak olsam bile hiçbirinin bana yanıt vermeyeceğini biliyordum ama bu durum son iki gün boyunca sürekli soru sormama engel olmadı.

İçeriye yeniden sessizlik hakim olduğunda sıkıntıyla iç çekip hücrenin köşesindeki yatağa yığıldım. Yeni evimdeki geri kalan her şey gibi yatak da renksiz ve sadeydi. Evet. Yavaş yavaş gerçek bir zindanda olmayı dilemeye başlamıştı. Öyle olsa en azından fareleri ve örümcek ağlarını izleyerek vakit geçirebilirdim. Yukarı baktığım anda başım döndü. Tavan ve duvarlar üstüme üstüme geliyordu. Nefes alamıyordum. Sanki hücrenin duvarları birbirine yapışacak, içerdeki bütün hava boşalacaktı.

İnleyerek doğruldum. Duvarlara ve tavana bakma Rose, diye kendimi azarladım. Bunun yerine ellerime bakıp nasıl bu duruma düştüğümü düşündüm.

Yanıt açıkça ortadaydı. Biri suçu üzerime yıktı. İşlemediğim bir suçun cezasını çekiyorum. Sıradan bir suç da değil. Cinayet. Beni bir Moroi’un veya dampirin işleyebileceği en büyük suçla itham etme cüretini gösterdiler. Daha önce kimseyi Öldürmediğimi iddia etmiyorum, öldürdüm. Ayrıca pek çok

 

kez kuralları ve kanunları da çiğnedim. Ama soğukkanlı bir katil değilim. Hele Kraliçe’nin katili kesinlikle değilim.

Kraliçe Tatiana’nın arkadaşım olmadığı doğru. Soğuk, hesaplı bir Moroi hükümdarıydı. Moroi’lar yaşayan, büyü kullanan ve kan için insanları öldürmeyen bir vampir ırkıydı. Tatiana’yla aramda inişli çıkışlı bir ilişki vardı. Sorunlarımızdan biri benim, onun yeğeni olan Adnan’la çıkmamdı. Diğeriyse Strigoi’larla savaşmak konusundaki politikalarını onaylamamamda Strigoi’lar hepimizin göğsüne kazık saplamaya kararlı şeytani vampirlerdi. Tatiana birkaç kere beni tuzağa düşürmüştü ama ölmesini hiç istemedim. Ancak anlaşılan biri istemiş ve doğrudan beni gösteren bir sürü delil bırakmıştı. En kötüsü ise Tatiana’nın öldürüldüğü gümüş kazıkta parmak izlerimin olmasıydı. Elbette kazık benim kazığım olduğu için, doğal olarak üzerinde parmak izim vardı. Kimse bu detayın önemli olduğunu düşünmedi.

Yeniden sıkıntıyla iç çekip cebimden buruşturulmuş bir kağıt parçası çıkardım. Tek okuma malzemem. Elimde tuttum, zaten yazanlara bakmam gerekmiyor. Onları uzun zaman önce ezberledim. Notun İçeriği, Tatiana’yla ilgili bildiklerimi gözden geçirmeme yol açtı. Pek çok şeyi sorgulamama

İçinde bulunduğum durum beni boğduğu için oradan çıkıp başka birinin hayatına girdim. En iyi arkadaşım Lissa’nın. Lissa, Moroi’du ve zihinsel bir bağla birbirimize bağlıydık, zihnine girip dünyayı onun gözlerinden görebiliyordum. Bütün Moroi’lar farklı elementlere dayanan farklı büyülere sahiptir.

 

Lissa’nınki ruh büyüsüydü. Ruh, zihinsel güçlerle ve şifa yeteneğiyle bağlantılıdır. Moroi’lar arasında ruh kullanıcılarına ender rastlanır, çoğu Moroi daha fiziksel elementlere bağlıdır. Bu nedenle ruh kullanıcılarının genellikle inanılmaz olan yeteneklerini henüz tam olarak çözebilmiş değiliz. Lissa birkaç yıl önce beni ölümden döndürmek için ruh gücünü kullandı ve aramızdaki ruh bağı o zaman kuruldu. Zihninde olmak beni kafesimden kurtardı ama sorunumu çözme konusunda bana yardımcı olmadı. Lissa aleyhime delillerin sıralandığı duruşmadan beri masumiyetimi ispatlamaya çalışıyordu. Cinayette benim kazığımın kullanılmış olması sadece başlangıçtı. Düşmanlarım hemen Kraliçe’ye karşı sergilediğim kaba tavırları hatırlatmış ve cinayet sırasında nerede olduğumu söyleyecek yalancı bir tanık bulmuşlardı. O ifade  tabutuma çakılan son çivi oldu. Konsey yargılanmam için yeterince delil olduğuna karar verdi, son kararı mahkeme verecekti.

Lissa çaresizce insanların dikkatini çekmeye ve tuzağa düşürüldüğümü anlatmaya çalışıyordu ama onu dinleyecek birilerini bulmakla güçlük çekiyordu. Çünkü bütün  Motoi soyluları, kendilerini Tatiana’nın cenazesinin hazırlıklarına kaptırmışlardı Kraliçenin ölümü büyük bir olaydır. Dünyanın  her tarafından Moroi’lar ve benim gibi yarı vampir olan dampirler gösteriyi izlemeye geliyordu .Yemek, çiçekler,süslemeler ve hatta müzisyenler. Bir şenlikle ne ararsanız vardı. Tatiana’nın düğünü olsaydı tören ancak bu kadar gösterişli olabilirdi. Tüm bu hareketlilik ve karmaşa içinde kimse beni umursamıyordu. Çoğu insana göre, bir yerlere hapsedilmiştim…

Powered by WPeMatico

Bir önceki yazımız olan Neden Erkekler Cilveli Kadınlarla Evlenirler Kitap Özeti başlıklı makalemizde kitap özetleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


7 × = elli altı

Kitap özetleri © 2013