Kitap özetleri

Kitap özetleri

Opera Nedir, Hakkında Bilgi

nedirOPERA NEDİR, ÖZELLİKLERİ NELERDİR,

Opera, orkestra eşliğinde sahnelenen şarkılı bir tiyatro oyunudur. Operada, müzik (şan, enstrümantal müzik), dans, tiyatro ve plastik sanatlar (dekor) iç içedir, ama sahne anlatımının asıl ve temel öğesi, şandır.

Kantat ve oratoryonun tersine, opera, temsil niteliği taşır. Bir opera, senfonik bölümler (uvertürler, interlüdler, vb.) arasında yer alan şarkılı sahnelerden oluşur. Şarkılı sahnelerde, değişik havalar, recitativolar, düo, triyo ve korolar gibi vokal kompozisyonun bütün anlatım kaynaklarından yararlanılır. Opera komiklerde, recitativoların yerini konuşmalı diyaloglar alır; bu aynı zamanda, Alman kaynaklı Singspiel’in temel ilkesidir ve başlıca örneği Mozart’ın Sihirli Flütüdür.

Opera. XVI. yy. sonlarına doğru İtalya’nın Floransa kentinde, Eskiçağ hayranı edebiyatçı, sanatçı ve müzikçilerden oluşan bir topluluğun çalışmalarından doğdu. Bu sanatçıların amacı recitar cantando, bir başka deyişle ezgili recitativo (yani heyecanın bütün ayrıntılarını verebilen serbest bir ezgi) yardımıyla, trajediyi yenilemekti. Böylece konuşmalar, müzik eşliğinde söylenen şarkılara dönüştü.

Yeni türün doğmasına yol açan bir başka neden de, İtalya’daki sanat koruyucularının gösteriş, şatafat merakıydı. Ayrıca, XVI. yy’da sahnede söylenen bir çeşit şarkı ya da madrigal niteliğindeki Pastoraller de, operanın habercileri sayılır.

Şarkı gibi söylenen ilk recitativo, Ottavio Rinuccini’nin Dafne’sidir. Ardından Claudio Monteverdi, bu yeni müzik biçiminin ilk başyapıtı sayılan Orfeo’yu besteledi (1607) ve Mantcva’da sahneletti.

Opera, çok kısa sürede yaygınlaştı. Floransa, Mantova, Venedik, Napoli, İtalya’nın ünlü opera merkezleri haline geldi. Bütün büyük müzikçiler bu alana el attı. Francesco Cavalli, Marc Antonio Cesti (geleneksel hava aria da capo onun buluşudur), Giovanni Legrenzi, Luigi Rossi, Alessandro Stradella, operalarıyla büyük ün kazandılar.

Fransız operasını. Floransalı J. B. Lulli kurdu (Amadis, Cadmus, Hermione, İsis). XVII. yy. sonlarında Fransa’da, Andre Campra’nın güçlü yapıtlarıyla, opera-bale doğdu. M. R. Delalande, A. C. Destouches, F. A. Philidor, özellikle de J. Ph. Rameau, bu alanda çok sayıda yapıt verdiler.

İtalyan opera üslubu, İngiltere (Purcell) ve Almanya’da (Schütz) ön plandaydı. C. W. Gluck, dram örgüsünde gereksiz görünen bütün öğeleri ayıkladı. Kraliçe Marie Antoinette’in koruduğu Gluck, İtalyan barok geleneği belcantonun savunucusu olan rakibi Nicola Piccini’yi çok gerilerde bıraktı.

Barok opera ile romantik opera arasında Mozart’ın ayrıcalıklı bir yeri vardır. Saraydan Kız Kaçırma, Figaro’nun Düğünü gibi yapıtlarıyla, Pergolesi (La Serva Padrona [Hanım Olan Hizmetçi 1). G. Paisiello ve D. Cimarosa ile süren geleneği tamamlamış, Don Juan ve Sihirli Flüt le sanatının en yüksek noktasına ulaşmıştır.

XIX. yy’da, opera alanında çok yapıt verildi. Fransa’da Meyerbeer (Robert le Diable [Şeytan Robertl, Les Huguenots [Calvinciler I, L’Africaine Afrikalı kadın), Berlioz (Les Troyens (Truvalılarl), Gounod (Faust, Romeo ve Juliette), Charpentisr (Louise), Offenbach (Güzel Helena) gibi sanatçılar ünlü yapıtlar ortaya koydular. Almanya’da, Beethoven (Fidelio) ve Weber’den (Freichütz) sonra büyük usta Wagner yetişti ve müzik dünyasını uzun süre etkiledi. Lohengrin ve Hayalet Gemi nin yanı sıra Der Ring des Nibelungen (Nibelungenlerin Yüzüğü), Tristan ve İsolde,Parsifal, Meistersinger gibi operaları, güçlü, eşsiz bir bütün niteliğindedir.

Wagner geleneğini Richard Strauss, Salome, Elektra, Güllü Şövalye gibi yapıtlarıyla sürdürdü. Bu geleneğe tepki olarak Paul H indemi t h Cardiî-lac ve Ressam Mathis’i, Alban Berg de Wozzeck’i besteledi.

XIX. yy’da, İtalyan operasında da çok sayıda yapıt göze çarpar. Bunlar arasında Rossini’nin Sevil Berberi’ni. Verdi nin Rigoletto, La Travia-ta, İl Trovatore. Aida, Othello, Falstaff gibi yapıtlarını, anlatımcı estetik akımın başlıca temsilcisi olan G. Puccini’nin La Bohème, La Tosça, Madame Butterfly operalarını sayabiliriz.

XX. yy’da, Debussy’nin Pelleas vç Meiisande Î1902) adlı yapıtı, opera alanında önemli bir yer tutar. Debussy. Mussorgskiy’in son araştırmalarından (Boris Godunov, Ko-vançina) ve Korsakov’dan yararlanarak «izlenimci» diye nitelendirilen bir üslupta besteler yaptı.

Stravinskiy ( Askerim Öyküsü), Schönberg (Musa ve Aaron), Ferruccio Busoni (Doktor Faust), Darius Mil-haud (L’Orestie), Arthur Ho-negger (Jeanne d’Arc’ın Yakılması). Manuel de Falla (Kısa Yaşam), Bela Bartok (Mavi Sakalın Şatosu), Sergey Pro-kofyev (Üç Portakalın Aşkı) vb. besteciler, dört-beş yüzyıl önce doğan bu sanatın, sanatçılar tarafından her zaman işlendiğini kanıtlamaktadır.

• Ülkemizde gerçek anlamda opera çalışmaları, Cumhuriyet döneminde başladı. Bu alanda Adnan Saygun (Feridun). Necil Kazım Akses (Bay Önder), Nevit Kodallı (Gılgamış), Ferit Tüzün (Midas’m Kulakları) gibi bestecilerimizin çalışmaları, Türkiye’deki opera etkinliklerine katkıda bulundu. Devlet Konservatuvarı Opera Bölümü’nün ve istanbul Operası’nın açılması da, yerli ve yabancı kaynaklı yapıtların daha sık sahnelenmesine olanak sağladı.

Opera Nedir, Hakkında Bilgi

Bir önceki yazımız olan Olimpiyat Oyunları Nedir, Hakkında Bilgi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


+ 1 = yedi

Kitap özetleri © 2013