Kitap özetleri

Kitap özetleri

Nasreddin Hocanın Mizah Özellikleri

MİZAHININ DAYANDIĞI ESASLAR

Hazırcevaplık:

Mantık dışı durum ve sözlere başvurma:

Hoca’nın fıkralarında bu yola sık sık başvurulmuştur. Eşeğini yalnız bırakıp da döndüğünde, semerin üstüne bıraktığı cübbesinin çalındığını görerek hayvanın semerini çıkartıp: “Getir cübbemi, al semerini!”; Damı aktarırken aşağıya çiş yapıp, yoldan biri geçince yarıda kesmesi ve adam “Hoca niye yarıda kestin?” deyince: “Kesmeyeyim de tutuna tutuna yukarı çık, öyle mi?” demesi v.d. gibi.

Güldürücü “durum” ve “sözler”:

Yukarıda kısaca dokunarak yüzde oranını verdiğimiz gibi Hoca’nın fıkralarında güldürücü durum daha azdır, güldürücü sözlerden: “Eşeğe ters binmesi”, “Timur’un huzurunda yüzüne gözüne taze incirler yağarken, tanrıya şükretmesi” v.d… Söze dayanan mizah ise Hoca’nın en çok başvurduğu yol: “Tabutun içinde bulunmayın da neresinde bulunursanız bulunun!”, “Ye kürküm ye” demesi,

Zıtlık:

Hoca, birçok kez mizah için “zıtlık” kavramından büyük bir ustalıkla yararlanmış, bu işin üstesinden de sağlam bir diyalektik kurarak gelmiştir. (Kıştan da, yazdan da yakınanlara, bahara bir şey diyen var mı? diye cevap verir. Bu fıkrada kışa tez, yaza antitez, bahara da sende: dersek yanlış bir yorum yapmış olmayız kanısındayız). Bunların yanı sıra “düğün evi  ölü evi”, “kediciğeri”, “kabak ceviz” gibi şeylerin zıtlıklarını da mizahını kurarken kullanmıştır rahmetli.

Kelime oyunları:

Mizah yapmanın en kolay en basit yollarından biri olan kelime oyunlarına rahmetli çok az başvurmuş. Hani çocuklar arasında söylenir. “Ondan sonra  on bir”, “ondan sonra – soğan doğra” gibilerinden basit mizah!.. Ancak, Hoca’nınkiler hiç de yukarda örneğini verdiğimiz basitlik ve yavanlıkta değil.

Hoca “kelime oyunları” ile mizahını iki şekilde yapmış:

  • Kafiyeden yararlanarak
  • Benzetmeden yararlanarak

Örnek:

Kafiye: (Kızının iyileşmesi için kendisine bir hoca salık vermesini isteyen kadına, kızına koca gerek). (Koynuna sakladığı yeni pabuçlarını kitap sanarak: “Sahaflardan mı aldınız?” diye sorana: “Hayır, kavaflardan aldım” demesi…)

Benzetme: (Kılıçla maşa), (papağanla hindi), (acemi berberle nalbant), (kendisiyle öküz), (karısıyla eşek) arasında benzetme yapması…

Şaşırtıcı zekâ oyunları:

Hoca, fıkralarında bu yola daha çok alacaklılarını atlatmak, kendisinden borç-ya da ödünç bir şey isteyenleri savmak için başvurur. (Borçlu olduğu bakkala öylesine bir hesap yapar ki, ne bakkal, ne yanındakiler, hattâ çok kısa bir süre için de olsa, ne de okuyucu bir şey anlayamadan, rahmetli “olay yerinden” çoktan uzaklaşmış olur.

Ölümle alay:

Ölüm, soğuk, sevimsiz bir kavramdır. Ama, Hoca, işte bu sevimsiz, bu soğuk kavramdan yararlanarak mizah yapabilecek kadar usta bir mizahçıdır. Ölüm döşeğinde bile Azraili alaya alarak: “Hanım,tak takıştır, sür sürüştür, Azrail belki de seni beğenir beni almaktan vazgeçer’ der. Diri diri tabutlara girer, vb

Beklenmedik, akla gelmedik nedenler, ihtimaller ortaya atma, umulmadık, şaşırtıcı davranış ve sözler:

Sağı solu belli olmaz Hoca’nın. Karısı doğum yapmakta sıkıntı çekince geçip karşısına ceviz oynamaya başlar, nedeni sorulunca, çocuk şakırtısını duyunca cevizlerin, çıkar gelir, der!.. Başka seferinde karısı, bir, iki, üç… Ardarda doğum yapınca ışıklan söndürür; niçin böyle yaptığını soranlara, ışığı gören dışan fırlıyor, der!.. Davalıya da, davacıya da “sen haklısın” diye cevap verir. Bunun nasıl olduğunu merak edene, vallahi sen de haklısın deyiverir… Bahçesinden meyva çalmak için duvanna merdiven dayadığı adam çıkıp gelip de ne yaptığını sorunca, hiç, diye konuşur, merdiven satıyorum. Adam şaşırınca da sözü şöyle bağlar: “Merdiven bu, nerde olsa satılır”

Abartma:

Abartma, yani Osmanlıcasıyla “mübalâğa”ya, ender rastlarız Hoca’nın fıkralarında. Mizah kurmak için bu yola pek rağbet etmemiştir rahmetli. İki akçelik ciğeri kapan kedi, baltayı da kapar, diye baltayı saklaması-, İranlılarla giriştiği iddialı konuşmalarda, biraz fazla nişangâhsız atması, kimsenin binemediği bir küheylâna bineceğini anlatmaya kalkması… İşte hepsi bu kadar.

İmâ – Taşlama:

Mizahını yaparken Hoca, bazı bazı da imâ yoluyla karşısındakini ağır bir şekilde taşlamaktan çekinmez! Timur’un değerinin peştemalıyla bir olduğunu söyler, Timur’u eşek ile kıyaslar, gürbüz bir çoban köpeğinin cimri subaşının elinde kısa zamanda tazıya döneceğini subaşının yüzüne karşı söyler.

Çağrışım:

Çağrışım da rahmetlinin mizahının dayandığı esaslardan biridir. Ölen erkeğinin ardından karısının “Dön erke-ğim geriye, gittin yerde ne od var, ne ateş!” diye feryat ettiğini işitince, hemen aklına kendi evi gelir ve karısına: “Eyvah hâtûn, der, cenaze bizim eve geliyor!” v.s.

Kaynak: Erdoğan Tokmakçıoğlu, Bütün Yönleriyle Nasreddin Hoca 1991)

 

Nasreddin Hocanın Mizah Özellikleri

Bir önceki yazımız olan Nasreddin Hocanın Mizah Anlayışı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


7 + = ondört

Kitap özetleri © 2013