Kitap özetleri

Kitap özetleri

Nasreddin Hoca İle İlgili İnançlar

Türk halkı arasında Nasreddin Hoca’yı sevmeyen, bilmeyen kişi yoktur. O, öylesine benimsenmiştir ki halk arasında, kendisiyle ilgili birçok inanç ortaya çıkmış, bunlardan bir kısmı gelenekleşmiştir.

Örnekler:

Düğünü olan Akşehirli, düğün yapılmadan önce Hoca’nın türbesine gider, dua edip Fatiha okuduktan sonra: “Hocam, filân gün filân yerde düğünümüz var, mollalarınla birlikte seni de bekliyoruz!” der. Bu yapılmazsa düğünün sonunun hayırlı olmayacağına inanılır.

Hangi toplulukta olursa olsun birisi rahmetliden bir fıkra anlattı mı, mutlaka altı fıkrası daha söylenerek yediye tamamlanır.

Dünyanın her yanında Hoca’nın bir fıkrası mutlaka anılır, söylenir, okunur.

Dört bir yanı açık, üstü kapalı bir şadırvanı andıran, kapısında kocaman kilit asılı duran türbeye bakıp da gülmeyenin başına mutlaka kötü bir iş gelir.

Hoca üç şeyden çok korkar, çekinirmiş: Kara eşek -kara kadı – kara gülmez!

Akşehirliler, hayattayken Hoca’yı bütün ziyafetlere, bütün davetlere çağırır, baş köşeye oturturlarmış. Ancak, rahmetliyi lâfa boğduklarından, çoğu aç kalkarmış Nasreddin Hoca sofradan!

Hoca dünyaya ağlayarak değil gülerek gelmiş. Sadece ağzı, yüzü, gözü değil, alnının ortası bile gülüyormuş.

Hoca’nın dünyada en istemediği şey “hayatta muhannete muhtaç olmak”mış… “Oğlum adın Mıgırdıç, kendin doldur kendin iç!” misâli her işini kendi görürmüş eli-gü-cü yettiği kadar.

Hocanın karısı, hem baş ağrısı hem de ömrünün yarusıymış ve söylentiye göre Akşehir’in Kozağaç köyündeymiş mezarı.

Akşehir’de, gözlerinde hastalık olanlar Hoca’nın türbesini ziyaret eder; türbeden bir tutam toprak alarak gözüne sürer Böylelikle hastalığın geçeceğine inanılır.

Güleç yüzlüler Hoca’nın tüyünden bir, güleç yüzlü, tatlı dilliler iki tüy taşırlarmış. Bu yüzden Akşehir ve çevresinde doğum yapan analar: “Allah sana Hoca’nın tüyünden üç tüy ihsan eylesin!” diye dua ederler.

Hoca’nın pek sevdiği, üstüne titrediği bir kuzusu varmış. Mollaları bir gün kuzuyu kesip, kızartıp kemali âfiyetle yemişler. Rahmetli değnek  tokat bu işi yapanların kim olduğunu anlamış. Kimi: “Ben, demiş kuzuyu tutup getirdim”, kimi: “Ben boğazım kestim”, kimi de: “Ben derisini yüzdüm”, bir diğeri de: “Ben de, kızartıp pişirdim” demiş. Aralarından biri susar dururmuş. Hoca sormuş: “Peki sen ne yaptın molla!” Öğrencisi: “Ben de bunların haline bakıp bakıp güldüm!” demiş. Hoca bu cevaba içerlemiş olacak ki şöyle konuşmuş: “Öyleyse dünya batıncaya kadar senin hâline de gülsünler!” Hocanın dediği de olmuş. Bu yüzden hiç kimse onun bedduasını almamaya çalışır.

Yukardaki hikâye bir de şu şekilde anlatılır: Hoca (biraz mantık dışı düşüyor ama) söylentiye göre, X. yüzyıl sûfîlerinden Bağdat’ta asılarak öldürülen Hüseyin İbn-i Mansur-el-Hallâc, XV. yüzyılın başlarında Halep’te derisi yüzdürülerek öldürülen Seyid Nesimi, Nasreddin Hoca’nın arkadaşlarıymış. Üçü de Baba Şücâ adlı bir şeyhin dervişiymiş. Şeyhin bir koyunu varmış… Hayvanı keserler, yüzerler, pişirirler, yerler, kemiklerini bir araya toplar, Tanrıya dua ederler ve hayvan dirili verirmiş. Bir gün şeyhleri yokken üç arkadaş karar vermişler: Mansur, koyunu kesip çengele asmış. Nesimi derisini yüzmüş, Nasreddin Hoca da hiçbir şeye karışmadan iki arkadaşına bakıp bakıp gülmüş. Derken koyunu yemişler, kemiklerini bir araya toplamışlar, dua etmişler, ama koyun dirilmemiş Şeyh durumu öğrenince şöyle demiş: “Ey Mansur kesilesin, aşılasın, ey Nesimi yüzülesin, Nasreddin sana da kıyamete kadar herkes gülsün!”

Hoca’nın türbesini ziyaret edenler, türbenin içine madeni para atarlar. Bunun, bereket ve şenlik getireceğine inanılır.

Kaynak: Erdoğan Tokmakçıoğlu, Bütün Yönleriyle Nasreddin Hoca 1991)

Nasreddin Hoca İle İlgili İnançlar

Bir önceki yazımız olan Nasreddin Hocanın Yaptığı İşler başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Incoming search terms:

  • nasrettin hoca ile ilgili kitaplar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


× 5 = yirmi beş

Kitap özetleri © 2013