Kitap özetleri

Kitap özetleri

Mutlu Ölüm Kitap Özeti

Mutlu Ölüm, ünlü yazar Albert Camus’nün 1930′ların sonunda tasarlayıp oluşturduğu, ancak hayattayken yayımlatmadığı bir roman. Bir başka romanı, Yabancı üzerindeki çalışmasının, Mutlu Ölüm’ü ertelettiği söylenegelmiştir. Mutlu Ölüm, yazarın Belcourt’ta çocukluğunun geçtiği yoksul mahallenin, deniz taşımacılığı şirketindeki memurluğunun, 1936 yazında Orta Avrupa’ya yaptığı yolculukların, sanatoryumda kaldığı günlerin, Fichu’nun evinde ya da 1936 Kasım’ında yerleştiği Cezayir’deki anılarından yararlanıyor. Kitapta yazarın aşk yaşamından da kimi kesitler bulmak olası. Simon Hi‚ ile iki yıllık evliliği ve fırtınalı bir açıklamayla Salzburg’da sona eren ilişkileri, romana bağlam değişimiyle katılıyor. Döneminin moda akımı olan, romanda yapısal özelliklere ağırlık verilmesi, Mutlu Ölüm’de de kendini gösteriyor, biçemi ustaca öne çıkarıyor yazar. Mutlu Ölüm’ün, Albert Camus’nün deha dosyasına eklenecek bir belge olduğunu söylemeliyiz; yazarı daha sonraki çalışmalarından tanıyan okur için bu kitabın ilginç bir karşılaştırma olanağı sağlayacağını düşünüyoruz.

***

‘MUTLU ÖLÜM’ÜN OLUŞUMU
Jean Sarocchi

Bu önsözde, yazarın yaşamöyküsü üzerinde durulmuyor. Bu konuda bilinmesi gerekenlerin başlıcaları, Roger Quilliot’nun, Pleiade dizisinde yayınlanan çalışmasında yer alıyor. Mutlu Ölüm, Camus’ nün Belcourt’da çocukluğunun geçtiği yoksul mahallenin, deniz taşımacılığı şirketi memurluğunun, 1936 yazında Orta Avrupa’ya yaptığı yolculuğun, 1936 ve 1937′de İtalya’daki gezilerinin, sanatoryumda kaldığı günlerin, Fichu’nün evinde ya da Kasım 1936′da yerleştiği Yukarı Cezayir’de ‘Dünyanın Karşısındaki Ev’deki yaşamının anılarından yararlanır. Bu yapıtta, yazarın aşk yaşamıyla ilgili kimi bölümler de vardır: Simon Hie’yle iki yıllık evlililiği ve fırtınalı bir açıklamayla Salzburg’da sona eren ilişkileri, romana bağlam değişimiyle katılır. Kimliğini saptamanın kotay olmadığı bir başka kadın kahraman, burada önemli rol oynar. Derinlikli bir incelemenin belki bir gün yanıtını bulacağı kimi soru işaretleri ortada durmaktadır: Lucienne kimdi? Roland Zagreus? Doktor Bernard? vb. Burada, bir yazınsal oluşum taslağı yapmak yerine, romanla yaşam arasında kılı kırk yaran bir uygunluk aramaya kalkmak, daha az yararlı görünüyor.

Defterlerde sonradan Mutlu Ölüm’e dönüşecek metinle ilgili ilk açıklama, bir plan dolayısıyla yapılır. Bu plana göre, ’2. kesim’ Orta Avrupa yolculuğundan sonra gelecektir. Mutlu Ölüm’e ilişkin son taslaklar ise 1938 tarihini taşır. Ocak 1939′da hâlâ Mersault adı vardır, ama artık Camus’yü yalnızca Yabancı ilgilendirmektedir. Demek ki Mutlu Ölüm, 1936 ile 1938 arasında tasarlandı ve oluşturuldu. İlk biçimiyle Tersi ve Yüzü’ndeki denemelerle, son değişiklikleriyle de Düğun’deki denemelerle yaşıttır. Yabancı, Caligula’nın ilk yazılışından sonra gelir.
Bu romanın hazırlanış biçimine İlişkin yetkin bir düşünceye ulaşmak için, öncelikle onun son değişik biçimine başvurabiliriz. Muttu Ölüm, her biri beş bölümden oluşan iki kesime ayrılır: ‘Doğal Ölüm’ ve ‘Bilinçli Ölüm’. Ama birinci kesim, daktiloyla yazılmış 140 sayfanın yalnızca 49 sayfasını, üçte birden biraz fazlasını kapsar.
‘Doğal Ölüm’ün düğümü, Roland Zagreus’un öldürülüşüdür. Romanın kahramanı Mersault onu ilk bölümde öldürür, parasına el koyar ve evine dönerken üşütür. Sonraki bölümler bir geriye dönüştür: Mersault’nun olağan yaşamı (2. böl.), Marthe’la ilişkileri ve cinsel kıskançlığı (3. böl.), Zagreus’la uzun söyleşisi (4. böl.), sonunda da, fıçıcı Cardona’yla yaptığı ve yoksulluk öyküsünün anlatıldığı bir görüşme (5. böl.). Özetlemek için olay akışını şöyle toparlayabiliriz: Orta halli basit bir memur olan roman kahramanı Patrice Mersault, kendisinden daha kötü bir yaşam süren bir fıçıcıyla komşudur; ilk aşk’nı Roland Zagreus adında sakat bir adamla yaşamış bir kızın sevgilisi olan Patrice Mersault, bu kız sayesinde Zagreus’la tanışır, bir sohbet sırasında adamın nasıl zenginleştiğini öğrenir ve öğrendiği bu sırdan yararlanarak sakat adamı öldürür, bunun üzerine bozuk bir sağlık, ama dolu bir keseyle yolculuğa çıkar.
‘Bilinçli Ölüm’ün beş bölümü, Mersault’nun Prag’da kalışını (1. böl.), yolculuğunun süreğini ve Cenova üzerinden Cezayir kentine geri dönüşünü (2. böl.), ‘Dünyanın Karşısındaki Ev’de geçen yaşamını (3. böl.), Chenoua’ya gidip deniz kıyısında bir eve yerleşmesini (4. böl.), sonunda da, satlıcana yakalanarak Ölümünü (5. böl.) sergiler. Olay akışını şöyle toparlayabiliriz: Mersault, Prag’da mutluluğun kendisinden uzaklaştığını hisseder; güneşe yönelerek mutluluğu yeniden bulur. Cezayir kentine dönüşünde, art arda iki mutlu yaşam deneyimine girişir: önce ‘Dünyanın Karşısındaki Ev’de üç kız arkadaşıyla ortaklaşmacı yaşam deneyimi, sonra Lucienne’in ya da üç kız arkadaşının ziyaretleriyle biraz hafifleyen, çileci bir yalnızlık içinde geçen Chenoua’daki yaşam deneyimi. Mersault mutluluğu ele geçirmiştir ve Zagreus’u anımsayarak, mutluluğunu ölümüne değin korur.
Romanın bu hızlı akışı, ana izleği gözler önüne serer: Nasıl mutlu ölünür? Yani bizzat ölümün bile mutlu olacağı ölçüde mutlu nasıl yaşanır? İyi yaşama ve iyi ölmenin birinci kesimi, para, zaman ve duygusal egemenlik olmadığı için, tersi’dir; ikincisiyse, parasal bağımsızlık, zamanı istediğin gibi düzenleme ve kalbin dinginliği sayesinde yüzü’dür. Özet olarak son değişmesiyle Mutlu Ölüm’ün içerik ve anlamı budur.
İki kesimli bölümleme daha sonra yapılmıştır. 1938′e kadarki bütün plan taslakları, istisnasız, üç kesimlidir, oynamalar yalnızca bölümlerin dağıtımıyla ilgilidir. Öyleyse, son planda ortaya çıkan bakışımsızlığa (91 sayfaya karşı 49 sayfa!) şaşmamak gerek. ‘Yeniden Bölümleme’ başlıktı bir tasarının tanıklık ettiği gibi, üçlü bölümleme daha dengeliydi: Her kesimin sayfa sayısı yaklaşık aynı olacaktı.
Son plan, belirgin bir karşıtlığı sergiler. Bu durum ilk taslaklarda söz konusu değildir. Bununla birlikte, karşıtlık ve karşıtlıkların art arda gelişi, Camus’nün felsefesinin bir esnekliği olduğu kadar, burada ilk ağızda yapıtın estetik esnekliği gibi de görünür. Bir notta şu ‘altı öykü’yü anlatmak istediğini belirtir Camus:
‘Parlak oyunun öyküsü. Lüks.
Yoksul mahallenin öyküsü. Annenin ölümü.
‘Dünyanın Karşısındaki Ev’in Öyküsü.
Cinsel kıskançlığın öyküsü.
Ölüm mahkûmunun öyküsü.
Güneşe doğru inişin öyküsü.’
Yaptığı sıralamayla art arda geliş kaygısını, Camus’nün kendisi ortaya koyar. Altı öykü, ikişer ikişer birbirine bağlanabilir. Ama Ağustos 1937 de içinde olmak üzere, o tarihe değin Camus, kutupsallık karşıtlığını, bir zaman karşıtlığıyla iki katma çıkarmak ister: Kimi bölümler şimdiki, kimileri geçmiş zamanla yazılacaktır. Hatta, ‘ikinci kesim’in ayrıntılı bir planını yaparak, girişik, titiz bir süslemeyle zamanları birbirinin ardına getirmeye de çalışır. İçsel bir gerekliliğe dayanmayan bu biçimcilikten daha sonra vazgeçecektir. Ancak son metinde bu girişimden geriye bir iz kalır: Katıksız ve sürekli bir mutluluğun çağrıştırıldığı ‘Dünyanın Karşısındaki Ev’e ayrılan bölüm, başlangıç tasarısındaki gibi, şimdiki zamanla yazılmış olarak durur.
Sözü edilen altı öykü, romanda yavaş yavaş oluşup biçimlenenlerin temel gerecini oluşturur. Onlardan, onların biçimsel değişikliklerinden ve düzenlenişlerinden yola çıkışla, romanın oluşumu yeniden çizilebilir.
İlk planlar, cinsel kıskançlık öyküsüyle birlikte ‘ikinci kesim’de yer alan, ‘Dünyanın Karşısındaki Ev’ öyküsüne ağırlık tanırlar. İşte, Defterlerde okunan ilk plan:
‘II. kesim:
A. Şimdiki zaman,
B. Geçmiş zaman.
Böl. Al. Dünyanın Karşısındaki Ev. Sunuş. Böl. Bl. Mersault anımsıyordu. Lucienne’le ilişki. Böl. A2. Dünyanın Karşısındaki Ev. Gençliği. Böl. B2. Lucienne sadakatsizliklerini anlatır. Böl. A3. Dünyanın Karşısındaki Ev. Çağrı. Böl. B4. Cinsel kıskançlık. Salzburg. Prag. Böl. A4. Dünyanm Karşısındaki Ev. Güneş. Böl. B5. Kaçış (Mektup). Cezayir kenti. Üşütüş, hastalanış.
Böl. A5. Yıldızların karşısındaki gece. Catherine.’
İlk kesim, Ağustos 1937′den sonraki bir planda görüldüğü gibi, parıltılı oyun, yoksul mahalle ikilisine ayrılır o sırada: Sisyphos Söyleni, daha sonra, bu parıltılı oyun denen şeyi Don Juan’cılık, komedya, fetih üçlemi içinde gösterecektir; bu oyun ‘yoksul mahalle’deki yaşamın değişkenliklerinin tersidir. Bu durumda, aynı 1937 Ağustos ayındaki bir tasarının gösterdiği ikili uyuşmazlık ortaya çıkar:
’1. kesim. O zamana kadarki yaşamı.
2. kesim. Oyun.
3.  kesim. Uzlaşmalardan vazgeçiş ve doğadaki gerçeklik.’
‘O zamana kadarki yaşam’, yoksulluğu, sekiz saatlik iş gününü, toplumsal ilişkilerdeki şiirsizliği ve denebilirse doğallıktan kopmuş bir varlık biçimini dile getirir alttan alta. Defterler’de hakkında fazla şey söylenmeyen ‘oyun’, bir tür züppeliği, yoksul yaşamda yayılmayı, kendinden hoşnutluktaki taşkınlığı, ama yine de doğallıktan kopmuşluğu belirtiyor olmalı. Bu uyuşmazlık, Mutlu Ölüm’ün son yazımında önemsizleşir, söyleşiler içinde yoğunluğunu yitirir ve Mersault’nun yükselişiyle özetlenir. Buna karşılık, yalnızlığa ve doğaya bir kaçış eylemiyle doğallığın ele geçirilişi, ilk taslaklardan başlayarak tümünde yer almakta ve romanın sonuyla amacının hazırlandığı son âna dek kalmaktadır.
Ama Mutlu Ölüm, ilk taslaklarda, kahramanın ölümüyle sona erer görünmüyor: ‘Ölümün ve güneşin tadı’ ifadesi okunuyor bir planda, bu yalnızca bir tattır. Bir başka planda ölüme meydan okunuyor(?) ama birinci kesimin sonunda şunlar yer alıyor: ‘Son bölüm: Güneşe ve ölüme doğru iniş (intihar-doğal ölüm).’ Dikkate değer bir nokta: Ölümle güneş birbiriyle ilişkili. Güneş, bu yoğun imge, mutluluğun, ruhsal söylen’in yerine geçecek ve kararlı bir adım, kesin bir düşünceye doğru yol almış olacak. Bu adım Ağustos 1937′den ve şu nottan başlatılabilir: ‘Roman: Yaşamak İçin zengin olmak gerektiğini kavrayan, kendini bütünüyle para elde etmeye adayan adam, bunu başarır, mutluluk içinde yaşar ve ölür.’ Defterler’de ilk kez Mutlu Ölüm’ün gerçek bir özetiyle karşılaşılır ve yine burada ilk kez ‘roman’ sözcüğüne rastlanır.
Romanın akışı bellidir bundan böyle: ‘Parayla mutluluk olmaz’ atasözünün ters çevrilmiş bir açıklaması. Parayla mutluluk, ana izlek olur, 17 Kasım 1937 tarihli notun başında açıklıkla görüldüğü gibi:
’17 Kasım.
Mutluluk isteği.
3, kesim. Mutluluğun gerçekleştirilişi.’
Ama bu sırada, yalnızca ‘sakat’ olarak anılan Zagreus’un kişiliği ortaya çıkar, Mersault’yu parayla zaman arasındaki İlişkiler konusunda aydınlatır ve onun, bir başka özlü sözün gerçekliğini görmesini sağlar: Vakit nakittir, bunun ters biçimi de doğrudur: Zagreus’un yaşama sanatının temel maddesini oluşturacak olan söz, nakit vakittir. 17 Kasım tarihli notun son paragrafı buna tanıklık eder:
‘”Şanslı” doğmuş bir adam için mutlu olmak, vazgeçme isteğiyle değil de, tersine, mutluluk isteğiyle, herkesin ortak yazgısını değerlendirmektir. Mutlu olmak için zaman gerekir, bol zaman. Mutluluk da uzun bir sabırdır. Ve zaman, bizden zamanı çalan para gereksinimi demektir. Zaman satın alınır. Her şey satın alınır. Zengin olmak, hak edildiğinde, mutlu olmak için zamana sahip olmaktır.’
Bunun üzerine romanın çeşitli gereçleri, yitik zaman-kazanılmış zaman ikiliğine göre kümelenir. Yitik zaman; yoksulluğun, işin, şiirsiz yaşamın zamanı olacaktır: Mersault’nun yaşamına ayrılan bölüm, ‘Zamanı Öldürmek’ başlığını taşıyacak, bu başlık onun Marthe’la ilişkisine ve Orta Avrupa yolculuğuna da uygun düşecektir; Zagreus’un öldürülüşü, yitik zamanın bu yoksulluk dolu olaylar zincirine son verecektir. Kazanılmış zaman, ‘Dünyanın Karşısındaki Ev’in ve doğaya kaçışın zamanı olacaktır. Bu yüzden, bir kâğıda elyazısı ile yazılmış üç kesimli bir tasarıda, ilk bölüm, her seferinde olduğu gibi, zamana ayrılmıştır. Birinci kesim, ‘Zamanı öldürmekten başlayarak; Mersault’un Prag dönüşüne kadar uzanan Cezayir’deki serüvenlerini içeren yedi bölümü kapsar (son yazımında 1. ile 75. sayfalar arası): ’1. kesim. “Zamanı Öldürmek”ten “kendisini mutluluk için doğmuş hissediyordu”ya kadar,’ diye yazar Camus. Bu son tümce, yaklaşık bu biçimiyle son yazımın 75. sayfasında bulunur: ‘…sonunda mutluluk için yaratılmış olduğunu anladı.’
İkinci kesimin ilk bölümü ‘Zamanı Kazanmak’ -’Dünyanın Karşısındaki Ev’ söz konusudur burada- ve üçüncü kesimin ilk bölümü ‘Zaman’ başlığını taşır o sırada. Proust düşünülünce, romanın, işte geçen yitik zamandan, ‘Dünyanın Karşısındaki Ev’de çiçekli kızlar arasında aylaklıkla geçen kazanılmış zamana, oradan da yalnızlıkta ve ölümde doğayla uyumun zamanı olan yeniden bulunmuş zamana yöneldiği görülür; bu durum, elyazılı metnin son sayfasındaki kısa ve özlü bir notla özetlenir: ‘Zaman.’ ‘Önce çok şey yapar, sonra her şeyi bırakır. Kesinlikle hiçbir şey yapmaz. Zamanı izler, özellikle de mevsimleri (günlük!).’ Mutluluk bağlamında ana izlek durumuna gelen zaman, romanın çatısını ve ritmini oluşturur. İlk taslaklardaki şimdiki zaman-geçmiş zaman değişimi, tümevarıcı değildi. Şimdi, birinci kesimin parçalanmış zamanını, üçüncü kesimin zamansallıktan uzak oluşumuna dönüştürmek için alamın, vurgusuz betimlemelerden lirik söyleşilere geçmesi, bunları birbirine eklemesi gerekiyordu.
Böylece, romanın son değişikliğine, iki kesimli daralmış biçimine ulaşılır. Daralışın iki nedeni vardır: Önce Camus’nün erotik ya da duygusal Öykülere karşı duyduğu sıkıntı. Bu nedenle, onları sınırlamak zorunda kaldı. Sözü geçen tasannın ikinci kesiminde, ‘Zamanı Kazanmak’tan sonra ‘Lucienne’le karşılaşma’ ve ‘Catherine’in Gidişi’ bölümleri geliyordu. Yazar bu bölümlerle ilgili yeterli gereç hazırlayamadı ya da bunu istemedi. Ayrıca, Zagreus öyküsü bir dizgenin düğümünü oluşturmak için oldukça yeterli duruma geldi. Çıkışında, cinsel kıskançlıkla ilgili olan Orta Avrupa’ya kaçış da, bu olaya eklendi.
Ama Camus, üç kesime ayırma düşüncesine sıkı sıkıya bağlıdır. Bu yüzden, son daralıştan önceki plan hâlâ şöyledir:
’1. kesim. 1: Yoksul mahalle. 2: Patrice Mersault. 3: Patrice ve Marthe. 4 [karalanmış, zor okunuyor]: P ve dostları [?].
5: Patrice ve Zagreus.
2. kesim. 1: Zagreus’un öldürülüşü. 2: Boğuntu içinde kaçış. 3: Mutluluğa dönüş.
3.  kesim. 1: Kadınlar ve güneş. 2: Tipasa’da gizli ve ateşli mutluluk. 3: Mutlu ölüm.’
Kesin başlık bulunmuş, ama son bölüme konmuştur. Zagreus öyküsü henüz tam yerinde değildir. Öldürümün yeri değişmeyi beklemektedir, bu da önce ilk kesimin sonuna, sonra başına geçerek gerçekleşir. Bu durumda, yolculukla dönüşe indirgenen ikinci kesim, ipince kalır. Sonuncu kesimle birleşir, ‘Bilinçli Ölüm’ ortak başlığı kaynaşmayı onaylar ve ilk kesimin başlığı da buna koşut duruma gelir: ‘Doğal Ölüm’. Buna karşılık bir başlığı olan bölümler bundan yoksun kalırlar: ‘Dünyanın Karşısındaki Ev’, sonra ‘Kadınlar ve Güneş’, daha sonra da ‘Kadınlar ve Dünya’ başlığını taşıyan bölüm, haber kipinin alışılmamış ışığında, bundan böyle yazılı olmadan, Prag dönüşünün anlatımından sonra gelir. İşte, yeniden yazılmış -’Romanı yeniden yazmak’ gereksinimi duyar Camus, Temmuz 1938′de-, bitmiş, en azından yeniden elden geçirilmiş olan Mutlu Öttim’ün öyküsü…

Powered by WPeMatico

Bir önceki yazımız olan Sevgili Abdülhamid Han Kitap Özeti başlıklı makalemizde kitap özetleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


× dokuz = 45

Kitap özetleri © 2013