Kitap özetleri

Kitap özetleri

Halkın Ağzı Torba Değil Ki Büzesin

Nasreddin Hoca Halkın Ağzı Torba Değil Ki Büzesin Fıkrası

Dile düşeceğine göle düş demişler.. Gerçekten göle düşmek dile düşmekten iyidir. Hepimiz insanız ve olayları kendi açımızdan değerlendirerek, doğru veya yanlış yargılara varırız. Ama aynı şartlar altında biz bulunsaydık, düşündüğümüz gibi hareket edebilir miydik? Bunu kesin olarak söylemek biraz güç ama, kendi görüşümüz içinde peşin yargılara varmaktan da kendimizi alamayız. Bu noksanlarımızdan, kusurlarımızdan biri..

Nasreddin Hoca, başından geçen bir olayla bu noksanımızı, bir zayıf noktamızı daha ifadelendirmiştir. Şöyleki, bir gün, oğlu ile pazara gider. Oğlu eşekte, kendisi yayan.. Biri:

— Hey gidi zamane gençleri.. Bak şu hâle! İhtiyar babasını yayan yapıldak yürütüyor da, kendisi eşeğe biniyor.

Der, Bu söz, oğlunun ağırına gider. Eşekten inerek babasını bindirir. Bu sefer bir başkası:

— Gördün mü şu insafsız Nasreddin’i! Kendisi eşeğe binmiş, zavallı çocuğu yürütüyor..

Hoca çaresiz, çocuğu da eşeğin terkisine alır. Biraz yol aldıktan sonra, karşıdan gelen biri seslenir:

— İnsaf yahu!. Şu cılız hayvana yazık değil mi? İki kişiyi nasıl taşar?

Bu adam da haklı… İnerler. Eşek önde, baba oğul arkada… Derken gevezenin biri kahkahayı atar:

— Bakın şu budalalara… Eşek önlerinde bomboş zıplayıp gidiyor. Kendileri, şu sıcakta, kan ter içinde, yaya yürüyorlar.

Ne yapsındı Nasreddin. Seslenir oğluna:

— Gördün ya oğlum… Bu halkın dilinden kurtulana aşkolsun. Sen söylenenlere bakma, doğru bildiğin yolda yürü. Halkın ağzı torba değil ki büzesin.

Yerinde bir söz… Şair ne demiş bilirsiniz: Asude olan dersen eğer gelme cihâne Meydâne düşen kurtulamaz seng-i kazadan Yine bu konuda, Hoca’nın köyü Hortu’da derlediğimiz bir» hikâye var.

Hoca’nın ev yaptıracağı gelir. Arsayı ölçer, biçer, tam kararım vereceği sırada, biri gelir:

— Şuraya da bir mutfak koy…

Hoca’nın aklı yatar, temeli de ona göre açar. Derken biri daha gelir:

— Olmamış… Şuraya da iki oda, bir misafirhane… Plânı bozar, yeniden temel açar. Bir kaç gün sonra, bir başkası daha gelir, başlar fikir yürütmeğe… Hoca, bakar ki olacak gibi değil, halkın elinden kurtuluş yok. Koşar Akşehir meydanına:

— Ey ahali. Görüyorsunuz ev yaptırıyorum… Allah aşkına, ne söyliyecekseniz hepiniz birden peşinen söyleyin de, ben de rahat rahat işimi bitireyim… Der.

Halk, bir şeyi diline dolamaya görsün… Alimallah, eğire eğire ip yapar. Onun yıllar yılı eskimeyen, her dem taze öğütlerinden biri de şu olur:

— Kardeşlerim, kulağınızda küpe olsun… Şayet oğlunuz olursa, sakın adını “Eyüp” koymayın… Öyleki, halkın dilinde söylene söylene bir gün bakarsınız (ip) olmuştur.

Ayşe’nin eşe, Hasan’ın haso olduğu gibi… Halkın dili, torba olmadığına ve büzülemeyeceğine göre çare? Evet çareyi yine Nasreddin Hoca bulmuştun

— Hocam, demin bir tepsi baklava gidiyordu,..

— Bana ne!

— Galiba sizin eve götürdüler.,.

— Sana ne?

Evet, başkalarının işine karışmamak… Ama bu yalnız ailevî ve özel işlerimizde… Millî ve toplumu Ügilendiren meselelerimizde (neme lazımcılık) olmamak şartıyla

Kaynak: Mehmet Önder, Nasreddin Hoca Hayatı ve Fıkraları 1986

Halkın Ağzı Torba Değil Ki Büzesin

Bir önceki yazımız olan Nasreddin Hoca ve Ziyafetler başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


4 + = on

Kitap özetleri © 2013