Kitap özetleri

Kitap özetleri

Fenerbahçe Kitap Özeti

Elinizdeki eser, yüzyıllık bir spor kulübünün ve dünyanın en saygın kulüplerinin arasında yer alan, Türkiye’nin ise sayılı büyük spor kulüplerinden biri olan Şanlı Fenerbahçe’nin tarihidir. Mazisi, resmi kuruluş tarihi olarak bilinen 1907′den çok öncelere dayanan bu büyük kulübün A-dan Z-ye tarihi panoraması olan eser, sadece bir spor, bir Fenerbahçe tarihi olmayıp, aynı zamanda yakın siyasi tarih olma özelliğini de taşımaktadır. Bu kitap, Milli Mücadele döneminin işgal kuvvetlerine yaptığı maçlarda attığı gollerle onlara çimen yoldurup, tarihine şan katarak, Türk milletinin gönlünde vazgeçilmesi mümkün olmayan saygın yerini alan Fenerbahçe’nin, zaferlerle dolu büyük tarihidir.

YAZARIN BİYOGRAFİSİ
1942 yılında Eskişehir’de doğdu. Gazetecilik hayatı 1960′da başladı. Akşam, Yeni Sabah, Yeni İstanbul, Günaydın, Fotospor, Tercüman, Güneş, Nokta, Yankı, Hürgün gibi yayınlarda çalıştı. Bu yayınlarda muharrirlikten yayın müdürlüğüne kadar etkin görevler üstlendi.
Yaprak Sanat Dergisi’ni yayınlayan Hiçyılmaz’ın Yelken, Güney, Varlık, Hisar gibi dergilerde şiir ve öyküleri yayınlandı. Bu arada Banş Dergisi’nin şiir ödülünü kazandı.
Gazeteciler Cemiyeti, TSYD gibi kuruluşların 27 kez basarı ödülünü alan Hiçyılmaz, 1986′da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin spor yazarlığı dalında “Yılın Gazetecisi” ödülüne layık görüldü. 1993 yılında ise Altın Kitaplar ödülünü kazandı. Ergim Hiçyılmaz’ın spor yazarlığı konusunda Türk Spor Tarihi, Sporun Yapısal Analizi, Spor Yazan, Beşiktaş, Futbol, Türkiye’de Sporun Öyküsü, Atatürk’ün Gençlik ve Spor Politikası, Sporda Batılılaşma Hareketi, Niçin Kitlesiz Spor Değil, Sporda Ünlüler Ansiklopedisi, gibi kitapları vardır.
Osmanlı dönemini inceleyen Teşkilâtı Mahsusa ve Kurtuluş Savaşında Casusluk Örgütleri, isimli yayınlardan sonra yazarın son çıkan kitapları şunlardır:
Eski İstanbul’da Muhabbet (cep), Çengiler Köçekçeler Dönmeler Lezolar (cep) Teşkilâtı Mahsusa’dan Mit’e (Varlık), Büyük Sığınak (cep), Başverenler Başkaldıranlar, Gizli Servisler, Beni Toprağıma Gömün, Cellâtları da Asarlar (Altın Kitaplar) Meyhaneler, Kabadayılar ve Yosmalar (Pera Orient), İsyan Benim Adımdır (Bilge Kannca) Çerkeş Ethem (Varlık), Son İstanbullu, Fi Tarihi, İpsiz Recep (Bilge Karınca).
Hiçyılmaz’ın Teşikâtı Mahsusa Casusluk Örgütleri ile Bozkurt Yazan Ajan Armstrong, Dargınam Sanrıa Hayat/Zeki Müren, Kitapları da Kamer Yayınlan tarafından okurlarına ulaştırıldı.
Türkiye’de ilk sesli kitabın yazarı da olan Hiçyılmaz, yazılarını “Fi Tarihi,” ve “Hayat Sayfalan” başlıklarıyla Sabah gurubunda sürdürüyor. Takvim ve Sabah’ta yazan ve halen kültür Üniversitesi öğretim Üyesi bulunan Hiçyılmaz bunun yanı sıra çeşitli öğretim kurumlarında da Öğretim Üyeliği yapmaktadır.

GENEL SPOR KAVRAMI VE FENERBAHÇE
Bu kitap Fenerbahçe spor tarihi değildir.
Bu kitap sayısallığı öne alan “skor”la donatılmış bir kitap değildir. Bu kitap kimin kimi, “ezip” geçtiğine dair bir futbol kitabı değildir.
Bu kitap, Futbol tarihine temel teşkil eden kulüplerin tarihî rekabetini, tarihî düşmanlığa çevirmeyi amaçlayan kitap da değildir.
Bu kitap, “Skor” edebiyatı ile “Spor” ahkâmı kesen bir kitap değildir. Ve Önemlisi bu kitap bırakın sırtını, tek harfini bile sponsor sistemine dayamamıştır.
Bu kitap sadece sonraki çalışmalara ışık tutmayı amaçlayan bir araştırmadır. Bu nedenle kitapta söyleneni daha az söylemek, söylenmeyeni hiç bir grup veya bireyi hedefe almadan, İfade etmek gayreti gösterilmiştir.
Toplum, bırakın Osmanlı Devleti yapısından Cumhuriyet temelleşmesine kadar geçen süreci, 1950′leri bile hatırlamayacak kadar hafıza kaybına uğratıldı. Sporun bu kültür cinayetinden soyutlanması gerekir.
Futbol, sporun içinde en önemli yeri teşkil ediyor. Sporcu sayısı yerine futbolcu, spor yapan yerine futbol seyircisi çığ gibi büyüyor. Bu durum sporu da geniş biçimde etkiledi.
Maalesef birtakım sporseverin spor ahkâmı kesenlerden çok daha ileri gittiği bu düzeysizlik, doğal olarak genel kültür düzeysizliğinden de soyutlanmıyor.
Ve, şiddet ve zorbalığı tribünlerde arayıp, “küfür edebiyatı” yapanlar, nasıl bir spor oluşturduklarına ve kimlerle spor kavramı geliştirdiklerine bakmıyor ve devamlı kitleyi eleştiriyor. Sanki onlar hiç bir şeyden sorumlu değilmiş gibi… Hiç kimsenin elbette geriye dönüp bakmak gibi yükümlülüğü yok… Ama ileriye baktıklarını iddia edenlerin ayna zamanda ne kadar bilgi gerilemesi içinde olduklarını ölçmek gibi sorumluluktan var…
Taraf” olmak demokratik yaşama düzeninde gerekli bir Mhak”tır. Milletin vekilleri aynı değil, ayrı partilerdendir. Seyirciler de spor kurumlannın ayn taraftarı olacaktır.
Taraftar” olmanın “bitaraf” olmaktan daha gerekli olduğunu hep söylüyoruz, söyledik. Ama sporu rekabetten kan dâvasına çevirmenin toplumsal bir ihanet teşkil ettiğini de ifade ettik.
Spora inanmak başka şey, vitrine, tiraja ya da reytinge inanmak başka şey. Tarafı spor, daha doğrusu futbolla kullananlar, dibi çıkmış erdemlikte, ne kadar pay sahibi olduklarını elbet birgün düşünecekler.
Kimler mi? Kendilerini sporun içinde gören ama sporun ne olduğundan bile habersiz kim varsa…
Türkiye’de futbolun genel spordan ne kadar pay aldığını ama bu payın karşılığını gerekli biçimde kitleye tam olarak Ödeyemediğini biliyoruz. Bazı problemler sağlıklı spor alanları, çocuklarımız ve gençlerimizin eğitimli ve sportif büyümeleri kreş ve parklardan başlayan, beslenmeye kadar uzanan meselelerden dolayı çözülemiyor.
Futbol bir çare mi?
Sporun yeterince özümlenmesi ve toplumun meselelerinin ortadan kalkmasından sonra coşkulu olarak evet… Hayatın bir parçası, kişinin seçkinlik hakkını kullanması açısından elbette futbol önem taşıyor. Diğer spor dallarını peşinden sürüklemesi ve kulüplerde millî boyutta ortaya çıkan coşkunun büyümesinden daha olumlu ne olabilir.
Kulüplerin amatör anlayışla yönetilip, profesyonel bakışla uygulamaya girmesi sadece ekonomik kaynakları değil, gençliğin futbol oynamak hakkını da ortadan kaldırıyor. Gençlere sadece tribün kapılarını değil, kulüplerin de spor kapılarını açmak düşüncesi çok mu anlamsız…

Hayır anlamlı diyorsak, neden ümitler, yıldızlar takımların oluşturup, ligler kuruyor, ama alt yapı anlayışına ihanet ediyoruz.
Profesyonel anlayışla yönetilen kulüplerin kendi bünyelerinden yetişmiş futbolcu oranını bile hesaplamaktan aciz bulunuyoruz. Çünkü olmayanın oranı da yoktur. Başarılı olmanın nereye uzandığını 40 yıldır biz de söyledik, başkaları da…
Özetlersek, futbol kitabı yazmış olmamız ya da “ömrüm Seni Sevmekle Nihayet Bulacak,” dememiz Fenerbahçe coşkusunu yansıtmaktadır, ilkelerimizin değişmediğini yine vurgulamak isteriz. Varlığını ekonomisi kadar donatmış sporu eğlence olarak görmemiş, toplumsal erdemlik ve ahlâkı çiğnememiş kişilerin yöneticiliğini istemekten daha doğal ne olabilir? Örnek yöneticilik, sporculuk kavramları ile örnek seyirci/tarafların oluşacağını ve kitlenin kamplara ayrılmayacağını unutmamak gerekiyor.
Yönetici olmak, “İş adamı,” “Futbol adamı” “Siyaset adamı” olmaktan çok “Adam” olmayı gerektiriyor. Toplum bu nedenle her yöndeki çabanın “Adam” gibi olmasını istiyor.
Fenerbahçe kitle boyutuyla düzey örneklemesinde her zaman önde gidiyor. Çünkü kitle kulübü, çünkü hem coşkusu hem de hüznü ile Türkiye’yi bir anlamda önemli ölçüde yansıtıyor.
Kitabımızın ekonomik kaynaklara dayanmadığını okur anlayacaktır.
Asırlık geçmişe 40 yıllık Hatıralar Galerisini açmak ve yeni nesillere Neden Fenerbahçeli oldukları kadar, nasıl Fenerbahçeli olmaları gerektiğini ifade etmeye çalıştık. Düşüncelerimiz elbette bağlayıcı değildir ama bireyin düşünce özgürlüğünün ifadesidir.
Fenerbahçeli olmanın, Fenerbahçeli olmayandan nefret etmeyi gerektirmediğini, Fenerbahçeli olmanın, daha başarılı çizgiye ulaşanları takdir etmeye engel teşkil etmeyeceğini söylemeye bile gerek yok.
Türkiye’nin sevgi ve saygıyla büyüyeceğini söyleyenler olarak arkasında kan izleri bırakmış coşku dolu şampiyonluklar istemediğimizi bir kez daha tekrarlayalım.
Biz ustalarımızdan böyle öğrendik ve kendimizi onların yanında her daim “Çırak’ kabul ettik.
Futbolcusundan yöneticisine, yazarından taraftarına kadar o günleri yaşatanlara, benimle bu hayatı paylaştıkları için teşekkür ediyorum.

Bir önceki yazımız olan Bir Varmış Bir Yokmuş Kitap Özeti başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


yedi − 1 =

Kitap özetleri © 2013