Kitap özetleri

Kitap özetleri

Erkeğinizi O Kadından Nasıl Kurtarırsınız? Kitap Özeti

Aldatıldığınızı mı düşünüyorsunuz? Sizi terk mi ediyor?Henüz bitmiş bir şey yok… O hâlâ sizin, eğer onun için savaşırsanız, ilk yapacağınız, onu geri isteyip istemediğinize karar vermek. Ve eğer onu geri istiyorsanız, kurban olmadığınızı anlamalısınız. Siz, kendinizi ve ilişkinizi yeniden tanımlayacağınız bir savaştasınız…Elinizdeki kitap, bu süreci yaşayan birçok kadının deneyimleri ve uzmanların konu üzerine araştırmalarıyla oluşturulmuştur. Size sunduğumuz sihirli bir reçete değil, bundan çok daha fazlası. Bu kitapla size, kendinizi yeniden tanıma, gizil güçlerinizi keşfetme ve sonuçta sevdiğiniz erkekle yepyeni ve çok daha güçlü bir ilişki kurmanın yolunu gösteriyoruz.Bunu yapabilirsiniz, birçok özel kadın bunu başardı; kararlılık ve cesaret ilk adım…Erkeğinizi O Kadından Nasıl Kurtarırsınız? ne istediğini bilen ve sorunların üzerine giden her kadını, onlara kendileri ve erkekler hakkında çok şey öğreterek, daha sağlıklı beraberliklere götürecektir.

“Hayatta hedeflenecek iki şey vardır: Birincisi istediğinizi elde etmek ve İkincisi ondan zevk almaktır.”Logan Pearsall Smith Afterthought

1. BÖLÜM

Şimdi Buradan Nereye Gideceğinizi Biliyorsunuz

Gerçek: Kocaların en az yüzde 70′i eşlerini aldatıyor. (Bazı araştırmalar bunun yüzde 90 olduğunu söylüyor.)
Gerçek: Bu erkeklerin yüzde 75 ile 85′i eşlerini ebediyen terk etmiyor.
Gerçek: Boşanan erkeklerin ise ancak yüzde 15’i diğer kadınla evleniyor.
Gerçek: Boşanan erkeklerin yüzde 80′i, imkân olsa eski eşleriyle tekrar evleneceklerini söylüyor.

Şimdi biliyorsunuz ki, fırsatları siz kaçırdınız. Kocanızın veya sevgilinizin sizi aldattığını öğrenmek yaşayabileceğiniz en yıkıcı keşiflerden biridir. Ve ne yazık ki, gördüğünüz gibi, sayısız kadın bu keşifleri her zaman yapıyor. Ama acı çekmiş, çileden çıkmış ve aklınız karışmış olsa da şimdi kendinizi iyi hissediyorsunuz . Erkeğinizi geri istiyorsanız, iplerin sizde olduğunu bilerek rahat­lamaya çalışın. En önemli gerçeği hatırlayın: Erkeklerin yüzde 75 ile 85′i, bir süre ayrı kalsalar da, eşlerini seçerek ihanete son vermişlerdir.

Burada planladığımız şey üç aşamalıdır. Birincisi, hissettiğiniz kızgınlık ve şaşkınlığın tamamen normal olduğunu anlamanızı sağlayacak, bu hislerle mücadele etmeniz için size açık ve belli tavsiyeler vereceğiz. İkincisi, bu adamı gerçekten isteyip isteme­diğinizi nasıl anlayacağınızı size göstereceğiz. Ve üçüncüsü, cevabın evet olduğunu varsayarak, onu geri almak için tam olarak ne yapacağınızı söyleyeceğiz.

Bütün iyiler Evli kitabının yazan Marion Zola, kocanın eşini diğer kadın için terk ettiği durumlarda, kumarda olduğu gibi  avantajın hep evde olduğunu söylüyor. Ancak muhtemelen merak ediyorsunuz: Eğer geri gelme ihtimali çok yüksekse neden bir şeyler yapma zahmetine girelim? Bunun için birkaç sebep var. Birincisi hiçbir şey yapmamak neredeyse imkânsızdır. Öfke ve acıyla o kadar dolusunuzdur ki, bedeniniz içgüdüsel olarak bir şeyler yapmaya ihtiyacınız olduğunu bilir. Yapabileceğinizi bildi­ğiniz halde bile, kaderin olaya girmesini pasifçe beklemek sizin için kötüdür; kendinizi aciz, küçük ve kurban gibi hissedersiniz. Eller arkaya yöntemi de o kadar insanüstü çabalar gerektirir ki, birkaç hafta hiçbir şey yapmadıktan sonra bir kadın iftiraya, suçlama­ya, tehdit etmeye ve çocukları şantaj olarak kullanmaya başlar. Biz bu taktiklerin şiddetle karşısındayız. Ve sonunda, erkeğinizi sadece beden olarak değil, tamamıyla yeni bir içtenlik ve güvenlik kalıplan içinde istersiniz. Geri geldiğinde bile hiçbir davranışta bulunmazsanız aynı problemler yine kol gezecektir. Öte yandan tavsiyelerimize uymak (ki bize yüzlerce kadın bunların işe yaradığını söyledi), onun sadece aşkını değil, güven ve saygısını da tekrar kazanmasını sağlayacaktır, iyi düşünülmüş bir plana sahip olmak en iyi silahımzdır ve size durumunuz için nasıl bir tane planlayacağınızı göstereceğiz.

Yine de, afalladığınız için geleceği düşünmek sizin için zor olabilir. Kuvvetlenen ihanetler hakkında ne kadar çok okumuş olsanız da ilişkinizin çok farklı olduğunu düşünmüştünüz, ikinizin özel bir şeylere sahip olduğuna ikna olmuştunuz. Aldatacağını asla düşünmediniz; onu sevdiniz ve muhtemelen hâlâ seviyorsunuz. Onun tarafından fiziksel, duygusal, ekonomik ve sosyal olarak o kadar sıkı sarılmıştınız ki, size bunu yapabileceğine inanamıyorsunuz.

işte burada durun. Bunu size yapmadı. Sadece bunu yaptı. Olanlar onun zayıf egosuyla ilgilidir, sizinle değil. İlişkinizi kurtara­caksanız, aklınızdan çıkarmamanız gereken şey onun davranışlarından sizin değil, onun sorumlu olduğudur. Olanlar sizin hatanız değildir. Evet belki sizden ihtiyacı olan her şeyi alamıyordu, ama muhtemelen siz de ihtiyacınız olan her şeyi ondan atamıyordunuz.

En önemlisi kendinizi suçlamamanız. Siz değerli ve sevilecek bir insansınız ve bunu kendinize sürekli hatırlatırsanız, zaten yüksek olan geri alma şansınız oldukça artacaktır.

Ama şu andaki problemimiz bütün bunlan fazla sevimli bulma­manız. Yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı bu adamla olan ilişkinize göre belirlediğinizden, kişiliğiniz o kadar esaslı bir biçimde sarsılır ki, yaşayamayacağınıza iyice inanabilirsiniz. Konuştuğumuz kadınlardan bazıları kronik sırt ağrıları, baş ağrıları veya baş dön­meleri yaşıyordu; diğerleri ise karanlık korkusundan evi terk etme korkusuna kadar uzanan çeşitli fobilerden bunalmıştı; bazılan çok zor uyuyabilirken bazıları da bir yatışta yirmi dört saat uyuyordu. Bizlere ağlamalannı kontrol edemediklerim söylediler. Tırnak kırılması veya park yeri bulamamak gibi çok ufak şeyler bile patlamalanna yeterliydi.

Bunlar ve benzer depresyon belirtileri kesinlikle hoş değilse de uzmanlann bunları yalnızca normal değil, aynı zamanda ger­çekten sağlıklı bulduğunu bilmek iyidir. Abigail Trafford, Çılgın Dönem adlı kitabında New Yorklu psikiyatrisi Frederic F. Flach’ın şu sözlerine yer veriyor: “Güçlü bir strese depresif bir tepki, çoğu zaman zayıflığın değil, normalliğin belirtisidir. Kendini çabuk toparlayabilen bir hasta sadece çabucak düzelmekle kalmaz, bu deneyimle de gelişir. Aslında kendini inkâr, alkol veya diğer depresyondan kaçma yollarını kullanan hastalar genellikle bunu sadece ertelemiş olurlar. Sonuçta olacak olan, esaslı ve kronik bir depresyondur.”

Hakkımzdaki her şeyin -kendinize saygınızın, güven duygu­nuzun, arzularınızın- altı kazıldığında nasıl depresyona girmezsi­niz? Ne kadar güçlü bir kadın olursanız olun reddedilmek yıkıcıdır; böylece ilişkinizin yaşamınızın merkezi bir parçası olduğu düşüncesi sona erebilir. KaliforniyalI evlilik ve aile danışmanı Daphne Rose Kingma, Ayrılış adlı kitabında “Sevdiğimiz birinin ölümünden sonra bizim için duygusal olarak en acı verici deneyim bir ilişkinin bitmesidir” diyecek kadar ileri gidiyor. Sevdiğiniz kimsenin sizi artık sevmeyebileceğim hissetmek acı verici olabilir, ama onun başkasını sevdiği düşüncesiyle yüz yüze gelmek neredeyse dayanılmazdır. Bu yüzden birçok kadın için aniden hiçbir şeyin, ne kariyerin, ne arkadaşların, ne de ailenin anlamı olmadığını, bu adamın tek başına varlığınıza anlam verdiğini bilmek sizi şimdilik rahatlatacaktır. Çok akıllı, çok seksi, çok sağlamdı veya siz öyle düşünüyordunuz. Bu mükemmelliğe yakın birini bir daha nerede bulacaksınız? O olmadan kendinizi değersiz, aciz, panik yüzünden felç olmuş hissedeceksiniz.

Dearborn, Michigan’dan kırk beş yaşındaki lise matematik öğretmeni Margaret, “Kendimi hep güçlü bir kadın olarak görmüş­tüm. Ancak Harold, büroda tanıştığı bir kadının yanına taşınmak için evi terk edeceğini söylediğinde çöktüm. Buna inanamadım. Yendiğim çocukluk korkulanm sel halinde geri geldiler. Yataktan çıkamadığım günler bile oldu. Allah’a şükür bahar tatiliydi ve çocuklar Florida’da annemle babamı ziyaret ediyordu. Birkaç konferans için çalışacağım bekleniyordu, ama okulu arayıp zatürre olduğum ve evden çıkamayacağım yalanını uydurdum. Zoraki bir şeyler yiyordum ve yaklaşık bir buçuk hafta sonra o kadar zayıftım ki aynada kendime bakmaya dayanamıyordum. Bütün gün mini dizileri izledim ve saatlerce ağladım. Bir ihtiyaç için dışarı çıktığımda herkesin bana baktığını ve “Zavallı şey, kocasının onu kapı dışarı ettiği kesin”, diye düşündüğünü hissedecek kadar paranoyak olmuştum. Gerçekten incinmişlik davranışlarıydı ve bunu biliyordum, ama kendimi bu konuda hiçbir şey yapa­mayacak kadar uyuşmuş hissediyordum. Sonunda bir komşum terapistini görmemi istedi ve harikaydı. Şokta olduğumu söyledi. Bunu böyle bir krize karşı oldukça normal bir davranış olarak nitelendirdi ve yapmam gereken ilk şeyin yemek yemek olduğunu söyleyerek güvenimi geri kazandırdı. Sonra daha az acil konulara girecektik. Mesela kocamın geri almaya değecek biri olup olmadığı gibi.

En kötü durumda olduğum zaman bile ruhumun derinliklerinde. “Tamam, bunu aşacaksın ve kendin hakkında öğreneceklerine şaşıracaksın bile” diyen küçük bir ses olması ilginçti. Ses haklıydı Oldu. Dahası, beni bu kadar sarsacak başka bir şey olduğundan kuşkuluyum. En sonunda onu gerçekten geri istemediğime karar verdim. Ve kendim hakkında öğrendiğim şeyler (mücadele ede­bileceğim, hayatta olduğum) bu kararı almama yardımcı oldu.”

Margaret gibi hepimiz, “Bu oldukça çetin bir zaman, ama iyi olacaksın” diyen küçük bir sese sahibiz. Ve bunu dinlemek şimdi hayatınızdaki her zamandan daha önemli. Size yardımcı olması için iyice dinleyin, muhtemelen geçeceğiniz duygusal aşamalan tanımak faydalı olabilir. Biz bunlan iyileşmenin altı aşaması olarak adlandırıyoruz, ama siz ne isim verirseniz verin, beklenen kayıplara tepki gösteren insanların çoğu bu aşamalardan geçer.

“Ortada yas sürecini belirleyen açıkça tanımlanmış bir hisler grubu olduğu gibi, insanlar bir ilişkinin bitiş sürecinden geçti­ğinde açıkça tanımlanabilir bir seri his aşamaları da vardır” diyor Daphne Rose Kingma ve ekliyor: “Bu his aşamalanndan her biri bir veya birçok kere tekrarlanabilir. Bir ilişkinin sona erme tehlikesi, iyileşmesi gereken bir yara açar ve iyileşme sürecini tamamlamak için belli bir his veya hisler grubundan sayısız defa geçebiliriz. İyileşme bir gecede olmaz.”

“Bu duygu aşamalarını tanımanın önemli olmasının sebebi” diyor Kingma, “Şu anda yaşamakta olduğunuz duygusal deneyimi değerlendirme fırsatı vermesi, şu anda yaşamakta olduğunuz de­neyimden sonra nasıl bir şey geleceğini hissetmenizi sağlaması, sahip olduğunuz hislerin normal olduğunu bilmenizi sağlaması ve ayrılma sürecini yaşamış birçoğunun yanında, sizin de hayatta kalacağınızı söylemesidir.”

Kingma, belli aşamaların olduğunu kabul eden birçok uz­mandan biridir. Uzmanların anlaşamadıkları şey bu aşamalann neler olduğudur. Biz, akıl sağlığı uzmanlarınca tanımlanan aşağıdaki altı aşamanın iyileşme sürecinin esasını oluşturduğunu düşünüyoruz. Unutmayın, bu aşamaları aynen bizim verdiğimiz sıralamada yaşamayabilirsiniz, ama siz olanla mücadele etmeye çalışırken her biriyle çatışacaksınız.

İYİLEŞMENİN ALTI AŞAMASI

İnkâr Etme: Birinci Aşama

“Bu doğru olamaz. Gerçekte olmuyor. Sabah uyanacağımı ve hepsinin kötü bir rüya olduğunu biliyorum. Belki de sadece ne kadar aldırdığımı görmek için deneme yapıyor. Veya belki de bu bir eşek şakasıdır. Onun hep böyle tuhaf bir espri anlayışı vardır.

înkâr etme, kocanız veya sevgilinizin başkasını bulduğu ha­berine karşı her zaman ilk tepkidir. Uzmanlar bunun aklın bizi şoktan koruma şekli olduğunu söylüyor. Aldığınız bilgi o kadar şaşırtıcı, yıkıcı ve beklenmediktir ki, nasıl davranacağınızı bile­mezsiniz. O yüzden en azından ilk anda bir tavır alamazsınız. Bir yanda doğru olduğunu biliyorsunuz, ama keşfettiğiniz şey tam anlamıyla tehdit edici olduğundan, onunla mücadele edemezsiniz. Bu yüzden hiçbir şey olmamış gibi davranmak için kendinize ortada korkunç bir yanlış anlama olduğunu söylersiniz.

Konuştuğumuz bir kadın, kocasının ihanetini öğrendiği gün onun en sevdiği yemekleri yaptığını ve ona mum ışığında görkemli bir akşam yemeği sunduğunu söyledi. Bir başka kadın, kocasına yeni bir takım elbise almış. “İki senedir yeni bir tane almamıştı ve o yaz birçok eğlence planlıyorduk.” Bir başka kadın, bir emlak bürosunu aramış ve bir ay önce kocasıyla baktıkları pahalı bir eve fiyat vermişti. Bu kırk beş dakikayı, kocası, kız arkadaşıyla başka bir eve taşınmak istediğini söyledikten sonra yaşadı.

Kadınlar, migren veya sırt ağrısı gibi birkaç fiziksel tepkiyi inkâr etme aşamasında da yaşar. Bazıları hayatlarında ilk kez mantıksız korkular geliştirir, vahşi âlemler yaşamaya gider veya daha önce zoraki dikkat ettiği ufak şeylere kafasını takar. Bu aşamada hemen hemen herkes kendini kontrol dışı hisseder ve bu da normaldir. Bundan sonra yeni bir duygusal tablo çiziyorsunuzdur Bu tip güçlü hislere sahip olmaya alışmamışsınızdır ve sizi yıkacaklarından korkmak doğaldır. (Bunu yapmazlar, ama o a kendinizi buna inandırmak oldukça zordur.)

Panik: İkinci Aşama

Dayanamayacağım. Her şey beni korkutuyor Gece ışıkları kapatmaktan korkuyorum. Hiçbir şeye kendimi veremiyorum. Yataktan bir daha hiç çıkmak istemiyorum. “

Bu aşama bunalım tepkilerinin gerçekten görünmeye başla­yabileceği aşamadır. Artık olanları pek fazla inkâr edemezsiniz, ama ilişkinizin tehlikede olduğu gerçeği sizi dehşete düşürür. “Onsuz nasıl kendimi idare edeceğim?”, “Çimeni kim biçecek ve Noel ağacımı kim getirecek? Faturaları kim ödeyecek? Çocuklarla kim beyzbol oynayacak? Bunları tek başıma yapamam” diye düşünürsünüz, ”Ona çok bağlı duruma geldim.”

Panik ve bunalım tepkileri birçok şekilde gelir. Bir kadın evde en küçük bir gürültü duyduğunda dehşete düşermiş, hatta birkaç kere polisi bile aramış. Bir başkası açık havada bulunma fobisine yakalanmış ve kendini süpermarkete gitmek için iki blok yürümeye zorlamış. Bir üçüncüsü asansöre her binişinde paniğe kapılıyormuş ve bu küçük bir problem değildir, çünkü New York’ta yaşıyormuş…

Bir süre sonra her olayda bu tepkilerin yoğunluğu azalmaya başlar, ama en kötü durumdayken tamamen sarsılmazdırlar. “Gizliden aklımı kaybettiğimi düşündüm” dedi üçüncü kadın, “işte olan bu” diye düşündüm. “Bir gün uyanacaksın ve delirmiş­sin. Ve en kötüsü, bu sırrı çok fazla saklayamayacağın için deh­şettesin.”

Bazen öyle hissedebilirsiniz, ama kuşkusuz çıldırmadınız. Şoktasınız, strestesiniz, oldukça doğal bir korku içindesiniz, ama inkâr etmede olduğu gibi, bu endişe tepkileri tam anlamıyla normaldir. Hiçbir şey hissetmemek aslında gerçek bir endişe sebebi olacaktı. Bu yüzden dişlerinizi sıkın ve kendinize hayatta kalacağınızı söy­lemeye devam edin. Bu da geçecektir ve diğer milyonlarca kadın için olduğu gibi yaşam daha da güzel olacaktır.

Keder: Üçüncü Aşama

Ağlamamı durduramıyorum. Her şey bana onu hatırlatıyor. O benim bütün dünyamdı; kimse onun yerini dolduramaz. Bu dünya şimdi gri, hiçbir renk yok. Hiçbir şey fark etmez. Zoraki yiyebıliyorum. Çalkalanmış kremli kek (en sevdiğim) bile iştahımı kabartmıyor. O çok değerli, sevecen, şefkatli biriydi, genel olarak harikaydı. Onsuz yapıp yapamayacağımı bilmiyorum.”

Üzücü de olsa bu sözler hayatidir, çünkü ilişkinizde yıpratıcı olan şeylere güle güle demeye başlamanızı sağlar ve sizin için yeni ve güçlü bir kimlik oluşturmaya başlar. Tabii ki değerli, şefkatli ve sevecen olabilir, ama bunlar son zamanlarda sizinle paylaştığı nitelikler değildi, değil mi? Ve evet, bu adamda harika şeyler vardı. Onu bu yüzden seçtiniz. Ama ortada çok iyi olmayan bazı şeyler vardı ve onlara da bir bakmak önemlidir. Her kayıp acı veri­cidir ve bir yas dönemi gerektirir, ama unutmayın ki en azından kaybettiklerinizden bazıları sizin için yıkıcıydı ve bunlardan kur­tulmak kolay olmalı.

Kendini Suçlama: Dördüncü Aşama

“Hepsi benim suçumdu. Daha hoş, daha akıllı, daha komik, daha güzel, daha zayıf (o kadın gibi) olsaydım, bunların hiçbiri olmazdı. Annesinin yanımıza taşınmasını istediğinde veya garajı temizleme­diğinde neden o kadar kızdım ki? Sadece daha iyi bir eş olsaydım, sadece işe geri dönmeseydim, hâlâ beraber olurduk.”

Bu, kendiniz hakkındaki her şeyi incelediğiniz ve bunlardan nefret ettiğiniz tehlikeli dönemdir. Kendinize çok yaşlı, çok şişman, çok değersiz olduğunuzu söylersiniz. Kuşkusuz koleji sadece üç yılda bitirdiniz, iki mutlu, sağlıklı çocuğunuz var ve işyerinde yükselişiniz çok hızlıydı, ama şimdi bunların hepsi anlamsız görünür. Kendinizden iğrenirsiniz, olanlar konusunda bir şey yapamadığınız için kendinizi güçsüz hissedersiniz. Aynı zamanda kendinize acırsınız ve her şeyi sona erdirme düşüncesine istemeden kapıldığınız zamanlar olabilir.

Bu aşama bir gün de sürebilir, iki hafta da, hatta aylar boyuncada Ve bu kadar tehlikeli olmasının sebebi, kontrol altına alınamadığında, uzman yardımı gerektirecek kadar güçlü bir depreşyona dönüşebilmesidir. Ve yine unutmayın ki siz sevecen, değerli bir insansınız ve onun yaptığının sizinle hiçbir ilgisi yoktur Evet, ilişkinizde problemler vardı, ama her ilişkide problemler vardır ve birçok erkek bunlara sevdiği kadınla birlikte göğüs germek ister. Sizin erkeğiniz bunu yapmadı; şu anda eski şeytanlıklarıyla, kızgınlıklarıyla güreşiyor ve bunların sizinle çok az ilgisi var. Onun davranışını kontrol edemezsiniz, ama kendmizinkinin yükümlülüğünü alabilirsiniz. Derinde bir yerlerde, onun ihaneti için kendinizi suçlamanın saçma olduğunu bilirsiniz. Bu yüzden bu tavsiyeyi dinleyin ve kalbinize yerleştirin. Kendinize, ortada aklı başında birinin kalması gerektiğini söyleyin.

Kızgınlık: Beşinci Aşama

“Hepsi onun ha tasıydı. O bir korkak ve ondan nefret ediyorum. Onun hukuk fakültesinde okuması için geceler boyu çalışmama karşın bunu bana nasıl yapabilir? Her zaman soğuk, kaba, duyarsızdı ve onu asla affetmeyeceğim.”

Şimdi suç aşamasının küstah tarafmdasınız. Öfkeyi artık içinize atmıyorsunuz ve depresyona girmiyorsunuz; duygulannızı her yerde ifade ediyorsunuz ve sırf onun isminin geçmesi bile sizi kızdınyor. Tanımladığımız diğer bütün aşamalarda olduğu gibi, bu kızgınlık iyileşme sürecinin tamamıyla normal tarafıdır, ama bir uyan kelimesidir. Bazı kadınlar bu noktaya takılırlar ve kendi yaşamlarına bakmaktansa ondan (ve bütün erkek milletinden) nefret etmeye yıllarını verirler.

Sally, kocası üç yıl önce kendisini başka bir kadın için terk etmesinden sonra yakın bir zamana kadar neredeyse başka bir şeyden bahsetmemiş, güzel, otuz dört yaşında bir emlakçı. “Bu arada o herif ne yaptı biliyor musunuz? O kadınla Karayipler’e gitti ve çocukları bir haftalığına batıya götürmem için bana para vermedi. Sadece bu değil, onu bir akşam gece on birde Mary’nin ödevi için aradım ve onu aramam için saatin çok geç olduğunu söyledi. Çok kaba ve bencildi, ona dayanamıyordum. Asla kocalık görevini yapamadı.”

Sertlik ve kızgınlık aşamasında takılıp kalmanıza izin verme­niz kendini suçlamada takılmak kadar zararlıdır. Kızgınlık ve depresyon arasındaki vahşi ruhsal sallantılar ve sürekli bocala­malar beklenir, ama kendinizi bir açmazda görürseniz, bu konu­da bir şeyler yapın. Sally eski kocasına sövmenin ne kadar usandırıcı hale geldiğini göremedi ve onun hayata açılmasını engelleyen şey buydu. Sadece kendini sayıklamaktan vazgeçmeye zorladığında ve bu ilişkiye (ki çok geçmeden onu mutsuz kılan tek şey olduğunu öğrendiği) değer biçmeye başladığında ileri gidebiliyordu. Sonunda, bastırılmamış sertliğin yöneltilen kimseden çok, düşkün kimseyi inciteceğini unutmamak gerekir.

Kabul: Altıncı Aşama

“Pekâlâ, yapacağını yaptı, olay bu. Onun yaptığını kesinlikle beğenmedim, ama bunun bazı sebeplerini anlıyorum, ihanetinin benim suçum olmadığını biliyorum ve bir ara onu asla affetmeyece­ğimi düşünmüş olsam da, sonunda bunu yaparım. Ve bir şekilde, şimdi öncekinden daha da iyi bir ilişkimiz olacağını düşünüyorum. Birbirimize karşı çok daha dürüst ve duyarlıyız. Ve bütün yaşadıklarımızdan sonra, birbirimizi kesinlikle daha iyi tanıyoruz. Bunun olduğuna sevindiğimi söyleyemem, ama onun terk edişi, bizi kaçınmakta olduğumuz bazı oldukça güçlü konulara el atmaya zorladı.”

Bu aşama, sonunda olanları kabul edebildiğiniz, sükunetinizi yeniden kazandığınız ve kendi yaşamınızla uğraşmaya başladığınız aşamadır. Buna ilişkinizin sonucu alınmadan önce ulaşabilirsiniz ve buna ne kadar erken ulaşırsanız sizin için o kadar iyidir. Ayağınızı tekrar yere bastınız mı, o adamın yaşamınızda yeniden önemli bir rol oynamasını isteyip istemediğinizi çok daha sağlam bir kafayla değerlendirebilirsiniz. Ve bunu gerçekten yaparsanız senaryoyu yazmak için çok daha iyi donanmış olacaksınız.  “Sonunda kendime ‘Doğru. Rob başka bir kadınla beraber diyebildim” diyor kırk üç yaşındaki müdür yardımcısı. “Ancak ondan sonra bazı oluş sebeplerine bakabildim. Bunu yaptığımda, Rob’la yıllardır kaçındığımız acı verici bazı gerçekler hakkında konuşabildik. Yeniden denemek, bu kez elinden geleni yapmak istediğine karar verdi ve o zamandan bu yana daha öncekinden daha iyi yürütüyoruz. Bu açılardan bütünüyle yeni bir ilişkiden daha iyi görünüyor. Kendimi çok daha olumlu hissediyorum ve sanırım bu oldukça fark eder. Birbirimizin hisleri konusunda da daha dikkatliyiz; birbirimizi daha iyi dinliyoruz. Tabii ki Rob hiç aldatmasın isterdim, ama bunun evliliğimizi kurtarmış olabileceğini düşünüyorum.”

Söylediğimiz gibi, bu aşamalardan geçmek haftalar, aylar ve bazen daha bile uzun sürebilir. Bu yüzden, cesaretinizin kırılmamasına çalışın. Suç aşamasını geçtiğinizi düşünebilirsiniz ve sürpriz, onu en az beklediğiniz zaman ortaya çıkar. Ama olanlarla boğuşana kadar endişelenmeyin. Siz kendinizden kuşkulanmaktan, suçlama­dan ve kızgınlıktan kurtulana kadar bütün bu aşamalar sinsice tekrar tekrar ortaya çıkabilir.

Bu arada size bahsetmek istediğimiz dört mutlak yasak da vardır. Her şeyden daha çok yapmak istediğiniz şeylerdir bunlar, ama bunları başarmak için kendinizi gerçekten zorlamalısınız.

MUTLAK YASAKLAR

1. Kendinizi Yalıtlamayın

Böyle bir acı içindeyken işe gitmeye devam etmenizin kolay olmadığını biliyoruz, ama konuştuğumuz her kadın, deneyiminde istediği en son şeyin yaşam tarzını değiştirmek olduğunu söyledi. “Sanırım kütüphanedeki gönüllü işim ve yaşam tarzım beni kur­tardı” diyor kocası kırk dört yıllık evliliği yıkan Connecticutlı altmış dört yaşındaki Sara. “Arkadaşlarıma Ron’dan ve yeni kız arkadaşından tabii ki bahsettim ve harikaydılar, ama beni ayakta tutan, her zaman yaptığım şeyi yapmaktı. Aynı saatle kalktım, giyindim, elle boyanmış aynı İtalyan fincanda kahve içtim ve sonra kendimi güvende hissettiğim, etrafımı insanların çevirdiği kütüphaneye gittim. Aklımı başımda tutacak dostça bir yerdi, belki yeterince değil ama beni şokların en ağırından kurtaracak kadar dengeledi.”

2. Yemekten Kesilmeyin

Gördüğümüz gibi yemekten kesilmek şok depresyonun klasik belirtilerinden biridir. Bazen böyle durumlardaki kadınlar temel ihtiyaçlanna o kadar yabancılaşır veya bilinçsizce kendilerine o kadar zarar verirler ki, yiyeceğin yüzünü bile göremezler. Akıllıca bir diyet tekniği olduğunu düşünebilirsiniz, ama bu konudan çok uzaktır. Şimdi hayatınızda çok fazla stres, çok fazla şaşkınlık olduğundan, duygusal olduğu kadar fiziksel beslenmeye de ihti­yacınız vardır.

Bazı kadınlar zıt tepki gösterir ve şoka girdiklerinde zoraki yemeye başlarlar. Açıkçası bu da iyi bir fikir değildir. Sarsılmış olan kendinize saygınızın şu anda ihtiyacı olan en son şey beş kilo almış bir vücuttur. Bu yüzden rahatlamak amacıyla yemek yemekten kaçınmak için büyük çaba gösterin. Bu gerilim dolu dönemde yeme probleminiz ne olursa olsun, sağlıklı, dengeli, düzenli öğünler yemeye dikkat etmelisiniz. Bunu yapmaya çalışın. Eski “bedeninizi sevin” sözü gerçekten işe yarar ve diyetinizi izlemek bunu yaptığınızı gösterecek somut bir yoldur. Düzenli yemek, olan bitenle kıyaslandığında anlamsız görünebilir, ama değildir. Aslında kısa dönemde yapabileceğiniz en iyi faaliyettir.

3. Çok Fazla İçmeyin

Ayartıcılığın korkunç boyutta olduğunu biliyoruz. Bir bardak kokteyl veya bir şişe şarabın rahatlatıcı etkisi var gibi görülüyor, ama gerçekte alkol iç karartıcıdır ve sadece kendinizi daha kötü hissettirir. Akşam yemeğinden önce bir içkiden her zaman zevk alıyorsanız, bu alışkanlığı bırakmak için kesinlikle zamanı değildir, ama orada durmaya çalışacağınıza dair kendinize söz verin. Sağlığınız şu anda hayati derecede önemlidir ve yapmak istediğiniz son şey bunu aşırı alkolle tehlikeye atmaktır. Başlangıçta aptalca görünebilir, ama birazcık daha votka veya şarap için can attığınızda, neden ip atlamak kadar basit bir şeyi bunun yerine denemiyorsunuz? Deneyin, en ılımlı egzersizler bile (merdivenlerden birkaç kere inip çıkmak, aerobik yapmak) depresyonu yok etmek veya yeniden iyi olmak konusunda mucizeler yaratabilir.

4. Diğer Kadına Aklınızı Takmayın

Sevdiğiniz ve güvendiğimiz adam vefasız olduğunda yapabile­ceğiniz en doğal (ve yıkıcı) şeylerden biri de kafanızı diğer kadına takmanızdır. Bu sadece sallantıda olan imajınızı yok etmekle kalmaz, canlılığınızı da o kadar zayıflatır ki görevinize devam edemezsiniz. Kendinizi toparlayarak veya en azından öyle görünerek, bir sonra gelecek olana kendinizi verebilirsiniz.

Kırk iki yaşındaki kozmetik uzmanı Barbara, on bir yıllık kocasının kendisini yirmi iki yaşındaki bir ressamla aldattığını öğrendiği günü anımsayarak, “Onu öldürmek istedim. Şaka yapmıyorum, onun posta kutusuna bir bomba koymanın veya yakalanmadan onun şeker kabına fare zehri koymanın bir yolunu gerçekten bulmaya çalıştım. Ama uygulanabilir ve güvenli hiçbir şey bulamadım.

Sonra bu aşama geçince o kadın olmak istedim. Kim Bassinger gibi görünen bazı görkemli Playboy orta sayfa güzellerini tasavvur ettim ve Georgia O’Keeffe’den bu yana sanat dünyasında ortaya çıkan en taze genç yetenektim. Aynaya bakmayı ve onun sıkı, zayıf kalçalarını, içe çekik kamını kendiminkilerle kıyaslayarak düşünmeyi sürdürdüm. Onu aklımdan çıkaramıyordum. Gizlice apartmanının çevresinde onu veya onları görmeye çalışarak saatlerce dolandım. Resimlerinin en son sergilendiği galeriye bile gittim ve ilgili bir patron gibi görünmeye çalıştım. Söylemeye gerek yok, gösteri boyunca resimlerinin hiçbirinin satılmadığını öğrendiğimde titredim. En gerilimli an, galerinin sahibinin gelip posta listeleri için adımı ve adresimi sorduğu andı. Ancak hemen bir adres uydurdum ve eski bir lise arkadaşımın adını verdim. Geriye baktığımda, bütün bu acıya sebep olanın kocam olduğu gerçeğiyle yüzleşmektense, olanlar için o kadını ve kendimi suçlamaya çalıştığımı fark ediyorum” diyor.

Tabii ki meraklı ve kızgınsınız, onun bir güç ve şehvet örneği olduğunu düşünmekten kendinizi alamadığınız zamanlar oldu, (sizden daha iyi bilenlerin söylediklerine rağmen), ama bu itici güçle gerçekten savaşmalısımz. Kocanızın yolundan sapışı sizden fazla onun hatası değil (kesinlikle istekli bir katılımcı olsa Kocanız bir yetişkin. Kararını böyle verdi. Bu yüzden değerli zaman ve enerjinizi o kadın üzerinde harcamamaya çalışın. Şimdi konu sîzsiniz, dikkatli ve konsantre olması gereken kişi sizsiniz. Bu yüzden zor da olsa o kadını unutun. Sizi rahatlatacaksa, onun da kendi sorunları var.

Bütün şartlarda diğer kadın da cehenneme doğru gidiyor. “Terk edilen bütün kadınların intihar tehditlerine karşın, diğer kadınlarda daha çok girişim ve başarı duydum” diyor Marion Zola. O neden bu kadar depresyona giriyor? Çünkü onun şaşmaz içgüdüsü, onun kendisi için sizi terk etmeyeceğini söyler. Ve (istatistikleri hatırlayın) birçok durumda da haklı çıkar.

Örneğin, ihanet şimdi ortada olduğu halde onun hâlâ evde oturduğunu varsayalım. Bu kadar yüksek ihtiraslarını nerede karşılayacaklar? Kadının dairesinde mi? Ya ev arkadaşları veya portakal sandığından dönme tek odalı bir stüdyoda yaşıyorsa (ki bu da seksi bir bekar kız imajını sunmasını zorlaştırır)? Veya bir otelde buluştuklarını ve o kadının lobiye herkesin bildiğini düşünerek yaklaştığını varsayın (ki sırıtan resepsiyon görevlisi muhtemelen biliyordur). Sonra, baştan çıkarıcı siyah dantel çoraplarına rağmen kocanızın, el yordamıyla saatini komodinde bulduğu ve “Tatlım, kalmak isterdim biliyorsun. Bir gün, söz veriyorum, yakın bir zamanda birlikte olacağız. Bu akşamlık bu kadar, yemeğe misafirlerimiz, aslında patronum ve kansı var, ve…” diyeceği o üzücü an gelecektir. Aylardır sudan bahaneler buluyordur. Alelacele giyinir ve çıkar, kız arkadaşı orada otel odasında, karanlıkta sadece onun yastıktaki belli belirsiz Brüt ko­kusuyla baş başadır. Buna kaygılanmadığını mı düşünüyorsunuz?

Veya taşındı ve onunla veya kendine ait bir dairede yaşıyor diyelim. Eğer bu önemli jesti yapmışsa kadın boşanıp kendisiyle evlenmeyeceğini neden düşünmesin? Kocanız neden hâlâ eve geliyor (çocukları görmek, boruları kontrol etmek, “benim için ördüğün ve onsuz yaşayamayacağım” dediği süveteri bulmak için)? Neyi bekliyor? Bir kızı çıldırtmak için bu kadarı yeterli. (Kocanız kızı çıldırtıyor.) Bu yüzden o kadın için üzülmenize gerek yok, ama onu yaşadığı şaşılacak anlara kafanızı takmamalısınız. Onun durumu sizinkinden çok daha gerilimlidir.

Erkeğiniz şimdi yeni bir aşkın ilk kıvılcımlarında bile kendini çok harika hissetmiyordur. Tipik maceraperest koca veya sevgiliniz suç, hiddet ve kararsızlıkla boğuşmaktadır. Derinliklerinde değişim­den mutsuzdur. Toplumdaki yerinden ve temiz, sorumlu imajından endişe duymaktadır. Para konusunda en az sizin kadar endişelidir. Çocukları seviyordur ve daha önemlisi sizi hâlâ sevmesi, eve belli bir düzeyde gelmeyi gerçekten iştemesi için bu çok iyi bir fırsattır, (o anda bu gerçeğin farkında olmasa bile). Bütün bunlara karşın, eğer o erkeği seviyorsanız, onu her şeyinizle beraber tekrar kazanmaya çalışmak istememeniz için önemli bir sebep var mı?

Birçok güçlü, duyarlı kadının, hak ettiği bir terfi için, çocuklarının iyi bir eğitim aldığına emin olmak için, yaşlanmakta olan ana-babasına uygun bir bakım sağlamak için çalışabilecek birçok kadının, sevdikleri adama sıra geldiğinde pes etmeleri şaşırtıcıdır. Bu his ya kızgınlıktır (beni istemiyorsa cehenneme kadar yolu var), ya da daha çok şüphe olan pasifliktir (islemiyorsa onu benimle kalması için zorlayamam). Ucu nereye dayanırsa dayansın, birçok kadının ilk başta erkeğini geri kazanma düşüncesinden rahatsız olduğu bir gerçektir. “Alçaltıcı”, “umutsuz’’, “zayıf”, bunlar hislerini tanımlamada çoğu zaman kullandıkları kelimelerdir.

Bu tepkiler kısmen son yirmi yıldır maruz kaldığımız acımasız bağımlılıklara bağlıdır. Kadınların gururlu, kendilerine tamamen yeterli, ilkelere sahip yaratıklar olması beklenir. Erkek yanlış bir şey mi yaptı, hemen boşanma avukatına. Çocuklar üzerindeki zararlı etkisini unutun. Ani ve çoğunlukla korkutucu derecede düşen yaşam standardını unutun. Harvard Üniversitesi’nden sosyolog Lenore Weitzman tarafından yapılan geniş röportajlarda, bir kadının yaşam standardının boşandıktan sonra yüzde 73 düştüğü söyleniyor. Bu istatistik, ilk iki yılda yüzde 33 azalma, ama ayrılığın beşinci yılına kadar bir artış gösteren başka araştırmalarla Çürütülüyor. Yine de yirmi dört ayda yüzde 33 pek eğlenceli sayılmaz.) Altı boşanmanın beşinde kadınların hiç nafaka alamadığını unutun (çağdaş kadın olmanız bekleniyor). Belki üzücü ama yine de erkek milletinden hiçbir şey almadınız.

Bir önceki yazımız olan Bir Varmış Bir Yokmuş Kitap Özeti başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


dört − = 3

Kitap özetleri © 2013