Kitap özetleri

Kitap özetleri

Enver Paşa’nın Son Günleri Kitap Özeti

Enver Paşa’nın son günlerinde yanında bulunan yaveri Suphi Bey’in hatıraları…
Bir serseri kurşun tam kalbi üzerine isabet etti. Bu kurşun nereden gelmişti. Nasıl olmuştu, o kadar yakından ve tam hedefine isabet eden kurşun az bulunur.
Enver Paşa, arkasındaki kaput altından geçerek kalbinin tam üzerine isabet eden bu kurşunu yediği zaman birdenbire şaşırdı.
– Ay! diyebildi.
Parlak gözleri birdenbire karardı ve bir heykel gibi yere yıkılıverdi.
Yerde upuzun yatan Paşa’nın dudakları sapsarı oldu. Güzel yüzü birdenbire beyazlaştı ve uzun kirpikli gözleri yavaş yavaş kapanmaya başladı.
Sarı dudakları biraz büzüldü, sonra gülümsüyor gibi açıldı. Ve ağzından iki damla kan beyaz çenesinin üzerine doğru döküldü ve sönen parlak gözleri tamamıyla kapandı. Herkes sustu, bütün harp meydanı sustu ve birkaç tarih sayfası sükût içinde kapandı.

İÇİNDEKİLER
Enver, Talat ve Nazım Paşalar Nasıl Kaçtı?.
Paşa Yavere Şu Emri Verdi: ‘Tam Gece Yarısı İstanbul’dan Gelerek Bir Motora Bineceksiniz ”
İyi Ama Parayı Nerede Bulacağız?
Alman Kumandanın Mahrem Emri
Paşalar Motora Hemen Atladılar
Enver Paşa Rusya’da, Baku Kongresinde.
Zinovyef Nutkuna Devam Ediyordu
Enver Paşa Moskova’da
Enver Paşa Dönmek İstiyordu.
Berlin’de Yer Yer Çarpışmalar Oluyordu      .
Enver Paşa Yurda Dönmek İstiyordu .
Talat Paşa’nın Şehadeti Haberi Gelince
Enver Paşa Buhara Yolunu Tuttu.
Buhara ‘da Çarpışan Muhalif Fikirler
Rus ordusu Türkistan’da!
Yeni Vaziyet.
Emir, Etrafında Artık Kimseyi Bulamıyordu .
Enver Paşa Buhara’da
Enver Paşa’nın Buhara’da Karşılaştığı Vaziyet
Kapıda Ne Nöbetçi Ne de Casus Vardı.
Süvari Enver Paşa’nın Önünde Attan İndi    .
Bunlar Kız11ordu’ya Taraftar Olanlar
Paşanın Yanındaki Kafile Büyüyordu
Enver Paşa Kurgantepe’ye Doğru Hareket Etli.
Enver Paşa Köye Doğru İlerledi
Köylüler Enver Paşa’ya Çok İyi Bakıyorlardı.
İşte Karşınızdaki Enver Paşa’dır!.
Enver Paşa’nın Maiyeti Bini Bulmuyordu
Ali Rıza Bey’in Enver Paşa’yı Ziyareti
Türkçülük Cereyanının Kuvvetlenmesi.
Enver Paşa’nın Dünya ile Alakası Kesilmişti
Ali Rıza Bey’in Askerlerine Lazım Gelen Emri verdi
Gelen Cevap Enver Paşa’nın Lehinde
Enver Paşa Karardan Çok Memnun Olmuştu   .   .
Enver Paşa Kâğıtlara Bakınca Güldü.
Enver Paşa Ruslara Mücadeleye Girişi.
Enver Paşa’nın Gözleri Dolmuştu, Haykırdı
Enver Paşa Çayhanede Etrafını Dinliyordu
iki Yüz Kadar Gönüllü Asker Kaydedilmişti.
Sözler Birince Kumandan Emir Verdi
Kumandan Haykırarak Dışarıya Fırladı.
Basmacılar Birdenbire Hücuma Geçtiler.
Enver Paşa Vaziyeti Çok iyî Anlamıştı
Kızı lordu Kumandanı Çok Mahir Bu Adamdı.
Enver Paşa Sabahları Güzel Bir Sesle Uyanırdı
Eli Silah Tutan Buharalılar Toplandılar
Enver Paşa Çok Sevinç İçindeydi
Enver Paşa’nın Beyannamesi
Enver Paşa’nın Ruslara Verdiği Mühlet. .
Enver Paşa Kendisini Mes’ut Görüyordu
Enver Paşa
Pek Çok Heyecanlı İdi.
Rusların Süvari Kıtaları Oldukça Kuvvetli İdi.
Ruslar Müthiş Bir Yarma Hareketi Yaptılar
Enver Paşa Bizzat Propaganda Yapıyordu.
Enver Paşa Cephesi Kısmen Bozulmuştu
Enver Paşa Mukabil Propagandaya Başladı
Enver Paşa Sevinçle Atından İndi.
Enver Paşa, Enver Paşa O Bizim Rehberimiz
Enver Paşa Artık Kararını Vermişti
Gideceğiz! Ölürsek Ölürüz, Fakat Mutlaka Gideceğiz
Enver Paşa’nın Ölümü Bütün Türkistan’da Sonsuz Bir Matem Uyandırmıştı
EK.
ENVER PAŞA .
TALAT PAŞA
CEMAL PAŞA.

Enver, Talat ve Nazım Paşalar Nasıl Kaçtı?
1918 yılı İkinci teşrin[Kasım] üçüncü günü akşama. Kasvetli, fırtınalı, yağmurlu berbat bir hava. İnsanı kışın vaktinden evvel gelmiş olduğuna inandıran soğuk bir gün doğusu rüzgârı, iliklere işleyen ince bir yağmurla karışık etrafı allak bullak ediyor, her tarafı kasıp kavuruyor.
İstanbul halkı, dört sene süren kanlı ve çetin bir harbin doğurduğu yoksulluğun pençesi altında sefil ve perişan erkenden evlerine sığınmış. Ortalık tamamıyla kararmadan sokaklar bomboş. Fırtınanın savruntuları karşısında şemsiyenin altına büzülerek iki büklüm ilerlemeye çalışan bir iki gölgeden başka caddelerde kimseler görülmüyor.
Osmanlı İmparatorluğunun içinden mağlup çıktığı harp senelerinin mesuliyet yükünü omuzlarında taşıyan Talat Paşa kabinesi yerini îzzet Paşa kabinesine1 bırakarak çekilmiş. Eski vükela kurulacak bir âli divana hesap verme saatinin çalmasına intizaren konaklarında muhafaza altına alınmış bir haldeler.
Bu meyanda Enver Paşa’nın Kuruçeşme’deki saray yavrusu yalısı da polis, jandarma ve kanun neferlerinden mürekkep bir kordon zinciri altında bulunuyordu.
Enver Paşa’nın Kuruçeşme’deki sarayının etrafını on günden beri çeviren polisler ve askeri kanun neferleri vazifeye başladıkları ilk günler büyük bir vazifeseverlik göstermişlerdi. Lakin Paşa’nın yalıdan hemen hemen hiç çıkmadığını görünce yavaş yavaş işi gevşetmişler ve son günlerde vazifelerini baştan savma bir angarya şeklinde görmeye başlamışlardı. Onların fikrince Osmanlı Orduları Başkumandan Vekili Enver Paşa hareketinin hesabım vermekten çekinip kaçacak bir adam olamazdı. Hele yalıdaki ak ağaların kendilerine çok iyi muamele etmeleri, kendilerini Paşalarını tarassuda [gözetim] memur bir düşman değil bilakis onu herhangi bir galeyana karşı koruyacak birer dost gözüyle bakmaları memurların şüphelerini gidermiş, teyakkuzlarını körletmişti. Fakat İkinci teşrinin üçüncü günü akşamı etraf kararınca memurlar da bir fevkaladelik göze çarpıyordu. Onlar gündüzlerini bol bol esnemek, gecelerini de bol uyumak suretiyle geç iriyorlardı. Lakin o akşam hiçbiri yatmayı hatırına bile getirmemişti. Hiçbiri uyumuyor, herkes muayyen noktadaki vazifesi başında bulunuyordu. Acaba memurlar bir şeyden mi şüphelenmişlerdi?
Hayır, mutad hilafına bu uykuya küskünlüğün sebebi pek basitti: O akşam Enver Paşa’nın haremi Naciye Sultan’ın5 Kuruçeşme’deki sarayında ahenk vardı ve memurlar da sarayın pencerelerinden bol ışıkla beraber taşmakta olan ince sazın şakrak nağmelerini dinliyorlardı.

Paşa Yavere Şu Emri Verdi:
“Tam Gece Yarısı İstanbul’dan Gelecek
Bir Motora Bineceksiniz.”
Enver Paşa yalıda dostlarıyla konuşup görüşürken birdenbire yalı Önünde bir otomobil durdu, içeriye giren bir genç süratle yalının merdivenlerinden çıktı.
Naciye Sultan sarayının sadık haremağalarından birinin kulağına fısıldayan genç iki dakika ayakta durmadan içeriden koşarak gelen ağanın arkasına düştü.
Bu genç; Cemal Paşa’nın maiyetindeki zabitlerden Seyfi Drahor’du7
Cemal Paşa’nın uzun zaman maiyetinde bulunarak itimadını kazanmış olan bu genç zabit, o gece Cemal Paşa’dan almış olduğu emirle Enver Paşa’yı görmeye gelmişti.
Esasen Enver Paşa da Cemal Paşa’dan gelecek birisini bekliyordu. Bu sebepten, yalıdaki bütün davetliler neşe içinde vakitlerini geçirirken Enver Paşa ikide birde yalının rıhtımına çıkıyor ve karanlıklara gözünü dikerek sanki bir şey gözetliyordu. O gece Enver Paşa’ya dikkat ile bakanlar onun ne kadar asabi olduğunu ve ne derece heyecan içinde yaşadığını fark edebilirlerdi.
Haremağası Paşa’nın kulağına, gelen genci ve kimden geldiğini söyleyince Paşa:
Çabuk küçük odaya al..dedi… Çabuk geliyorum. Haremağası Seyfi Drahor’u Paşa’nın emri üzerine derhal
küçük odaya aldı.
Seyfi Bey henüz gösterilen kanepeye ilişmemişti ki kapı açıldı. İçeriye Enver Paşa girdi.
Paşanın arkasında üniforması vardı. Pırıl pırıl yanan düğmeleri, nişanları ve nihayet kordonu bir an içinde gözleri alıyordu.
Hayrola.. Evlat…
Seyfi Bey yavaşça  aldanmıştı:
Cemal Paşa emrinizi bekliyor.. Paşa Hazretleri…
Enver Paşa bu sözleri dinlerken karşısındaki delikanlıyı sanki tepeden tırnağa kadar süzüyordu. Ve emrini tatbik için vakit kaybetmek istemeyen insanlara mahsus bir tavırla Enver Paşa tereddütsüz söyledi:
Tam saat 12 de., dedi.. Baltalimanı açıklarında bir sandal içinde İstanbul’dan gelecek bir motora intizar edeceksiniz. Motoru görür görmez bir ışıkla motora “dur!” işareti vereceksiniz. Motor istikametini doğruca size döndürecek. Oradan sizi alacaktır…
Seyfi Bey, Enver Paşa’nın emirlerini baştanbaşa dikkat kesilmiş dinliyordu. Sanki bütün sözlerini harfleriyle ezberlemek istiyordu.
Seyfi Bey Paşa’nın emrini bir kere daha tekrar ettikten sonra başka bir emri olup olmadığını sordu.
Güle güle…

Seyfi Bey vazifesini yapmak için bekleyecek vakti yoktu. Süratle dışarı çıktı ve otomobile atlayarak yalının önünden ayrıldı.
Kabine düştüğü günden beri vukua gelen hadiseleri en ufak teferruatına kadar bilen Seyfi Bey, bu karara hiç hayret etmedi. Çünkü Paşalar daha ilk günden memleketten uzaklaşmak istiyorlardı.
Fakat bunun şekli henüz tespit edilmemişti. Çünkü iki kumandan ilk günü kaçmaktan ziyade memleket dâhilinde saklanmağa taraftar idiler.
Bunun için de şöyle bir plan yapılmıştı. Enver Paşa yanına Trablusgarp’tan getirmiş olduğu emirberini, Cemal Paşa da Seyfi Drahor Bey’i alacaklar ve Sapanca taraflarında saklanacaklardı. Emir Zabiti Nurettin Bey de Paşaları Sapanca’da gizlemek vazifesini üzerine almıştı.
Fakat bu karar tatbik edilememişti. Çünkü o günlerde sabah ve akşam gazetelerini dikkatle okuyan Paşalar her kelimeden, her satırdan, her havadisten mana çıkarıyorlar ve kendilerini alakadar edecek bir nokta olup olmadığını araştırıyorlardı.
Bugünlerde idi. Bir akşam gazetesinde Bulgaristan başvekili “Radislavut”un kaçtığına dair bir yazı intişar etmişti.
Cemal Paşa gazeteyi eline alıp bu havadisi okuyunca fevkalade heyecanlandı, asabiyetle telefona sarıldı ve Boyacıköyü’ndeki yalısından Enver Paşa’nın Kuruçeşme’deki sarayına telefon etti.
Enver… Akşam gazetesini okudun mu?

Bir önceki yazımız olan Bir Varmış Bir Yokmuş Kitap Özeti başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


× 2 = altı

Kitap özetleri © 2013