Kitap özetleri

Kitap özetleri

Entelektüel Yosmalık Kitap Özeti

Bir kadın sizi affediyorsa aslında affetmiyordur. Amaç sadece kalıp size dünyayı dar etmektir. Ederler de.
Bu yüzden evlenmeyen kadınlar ya da yalnız iletişimsiz kadınlar mutsuz ve huysuzdur. Siz kaç tane yanlız yaşayan erkeğin geçimsiz olduğunu gördünüz. Mutsuz olabilir ama asla geçimsiz değildir.
Bir kadın sizin evinizi ev yaparken bir yandandan da sizin yuvanızı yapar.
Etrafa bakın, arabalarda sinir içinde konuşan adamlar. Nerdeyse gırtlakları patlayacak. Ama arabada telefonda konuşan sakin kadınlar.
Sakince birilerinin beynini yıkmaktalar.
Telefonlara bakın, kaç erkeğin duvara çarpılıp parçalanmış cep telefonu tamirde…
Müşteri ve kadın daima haklıdır. Hatta kadınlar daha çok haklıdır.
Dikkat bu kitapta insan var.

Entelektüel Girizgah

Namus kavramı nedir?
Hani uğruna cinayetler işlenen namus.
Ben hiç anlamam bu tur olaylardan. Yani aldatılmanın karşılığı Aldatılmak=Öldürülmek olamaz! Bu yüzden gazetelerdeki o “Aldatan kocasını öldürdü, aldatan karısını infaz etti… ” gibi şahsiyetsiz kişilerin şahsiyetsiz haberlerinin büyük puntoları haricindekiler! okumanı. Basar küfrü, sayfayı çeviririm. En acısı, bir cana kıyan bu şerefsiz, hapishanede kahraman olarak gezecektir.
NAMUSUMU TEMİZLEDİM!
Namusunu temizleyemedin aslında kardeş. Sen zaten lekelenmişsin. Kim bilir karını nasıl yalnız bıraktın, nasıl dövdün, nasıl aşağıladın ki kendini başka kollarda mutlandırmak istedi. Sen, seninle severek evlenen ya da sevmese de “Erkeğimdir.” diyen sana yıllarca bakan karının bunu sırf laf olsun diye.” mi sanıyorsun. Orospuluk mu bunun adı? Ayrıca sen o pavyon senin, bu kerhane benim diye gezerken aklın neredeydi?
Bu örnekler gider.
Peki, namus kavramı ne değildir?
Yıllar Önce bir gün Soner Olgun’u dinlemeye gitmiştim: her cuma yaptığım gibi. Yanımda birkaç gün önce tanıdığım bîr kadın vardı. Hoş bir kadındı.
Birisi sürekli onu arıyordu ve başka cevaplar verip telefonu kapıyordu. Anlam veremesem de çok soru sormadım. Zaten çok soru sormayı sevmem. Çok soru sorulmasını sevmediğim gibi. “Çok soru soran çok yalan işitir” derler. Doğrudur.
Neyse… derken bir kütle ışığımı kesti bir süre sonra tepemde bîr adam dikilmişti. Elim kadının bacağındaydı.
‘Çek lan elini karımın bacağından” dedi
Şoku kolay atlattım diyemem.
“Gel benimle dışarı” dedi ayı kardeş. Çıkak.
“Kimsin lan sen? Karımla ne yapıyorsun?” diye sordu
Psikopata bağlamakla bağlamamak arasında gidip gelen adamla az sonra kavga edecektik. Ve o ilk yumruğu atarsa toparlayamayacaktım. Ben İlk yumruğu atarsam da kesin öldürülecektim. Zira adamın karısını savunması durumunu desteklemiş olacaktım.
“Bak kardeşim” dedim. “Ben seni tanımam sen de benî. Ben senin arkadaşın olsam ve karınla burada yakalasam haklısın. Biz dün tanıştık ve ben -her güzel kadınla tanışan erkek gibi- onu akşam yemeğe davet ettim ve yemekten sonra buraya geldik. Bana evliyim demedi. Parmağında yüzük de yok. Ne yapmalıydım, kimlik kontrolü yapamazdım ya.”
Ekledim: “Sen, benim karım olsa da onunla burada bana yakalansan ne derdin bana?”
Korkmadan söylediğim bu sözler adamı durdurdu. “Yolla onu dışarı seni de bir daha görmeyeyim!” dedi.
Görmezdi zaten. En acısı da ben giderken arkamdan “Aranızda bîr şey geçti mi?” oldu kısık sesle. Bunu yüksek sesle soramazdı. Olur ya bir duysa ne düşünürdü hakkında? O an, o ayıya acıdım. Bu filmin sonu kötü bitecekti belliydi. Hızla gittiğimden duymamış oldum.
Kadına “Dışarıda seni bekliyor. ” dedim. Utanarak çıktı.
Sonra haber alamadım. Almak da istemedim.
Sonradan aklıma geldi, “Adama senin kano bu saatte burada ne arıyor; sen buna nasıl izin veriyorsun” deseydim ne olurdu acaba?
Aldatmak bir çok şekilde olabiliyor. Ama terk edip gitmek, verilecek en büyük cezadır bence. İntikam duyguları İşi bozuyor; yaşamı karmakarışık ediyor. Bunu zamanında ihanet etmiş biri olarak değil aldatılmış biri olarak da söylüyorum. Zaten ben hiç aldatılmadım diyen biri varsa bir adım öne çıksın.
Vardır belki? Fakat çoğu yalanlar üzerine kurulmuş bir aldatılmamışlıktan bir adım öteye gidemez.
Tıpkı ben karımı hiç aldatmadım diyen -herhangi- bir öküz gibi.
file de gidip biriyle yatman gerekmiyor ki öküz kardeş. Başka bir kadını içinin çekmiş olması bile aldatmadır, internet’ten gelen pornografik bir sayfaya bakmak da ihanettir özünde.
Aldatan kadına ağır konuşurlar. “Vay orospu!” diye yapıştırıverirler lafı. Aldatılan erkek de aldatılan kadın di zavallıdır aslında. Ama ters açıdan bakarsan, “Yahu bu seni neden aldan, ne yaptın?” denmiyor ki.
İhanet her tasın altında.
Aslında namus bu işlerin gizli kalmasında.
Kimsenin kiminle ne yaptığı bizim umurumuzda değil.
Bu insanlar birlikteyken kendi aralarında seks de yapıyorlardır Allah muhafaza! Kabacası: kimin kime ne verdiği ve kimin kimi düdûklediği bizim hiç umurumuzda değil. Ne derler halk dilinde? “Kimin eli kimin cebinde.” belli değil.

Buyurun olayların çağdaş ve entelektüel boyutuna bakalım azıcık.

Kadının En Büyük İntikamı Affetmektir
Ben bir sonraki durakta iniyorum.
Seni terk ediyorum-diye söylendi adanı barda.
Bar boştu.
İki masa vardı.
Birinde tek ve şık bir adam, diğerinde ise iki erkek arkadaş oturmaktaydı. Bir kadın sili affediyorsa aslında affetmiyordur bunu bilinil beyler. Amaç sadece kalıp size dünyayı dar etmektir. Ederler de.
Erkek egosu, kadın size kendini veriyor diye o bana her şeyini verdi ben de ona bakmalıyım şeklindedir. Oysa ne büyük yanılgı. O bana çocuk doğurdu ona köle olmalıyım hikayesi daha büyük yanılgı.
Bir kadının biyolojik saatini toparlaması hatla yaşaması için bir erkek gerekir. Bu yüzden evlenmeyen kadınlar ya da yalnız iletişimsiz kadınlar mutsuz ve huysuzdur. Siz kaç tane yalnız yaşayan erkeğin geçimsiz olduğunu gördünüz. Mutsuz olabilir ama asla geçimsiz değildir.
Bir kadın sizin evinizi ev yaparken bir yandan da sizin yuvanın yapar.
Etrafa bakın, arabalarda sinir içinde konuşan adamlar. Neredeyse gırtlakları patlayacak. Ama arabada telefonda konuşan sakin kadınlar. Sakince birilerinin beynini yıkmaktalar.
Telefonculara bakın, kaç erkeğin duvara çarpılıp parçalanmış cep telefonu tamirde…
Etrafa baktı. Kadın olmadığından emindi. Çünkü ortamdaki bir Aradın direk olarak savunmaya geçecek ve orada bulunan barmen, garson ve diğer üç adamı mat edecekti.
Erkek zekası ile bir organize suç çetesi olarak çalışan kadın zekası arasında fark vardır. Mesela aldatıldığını düşünen erkek hemen harekete geçer. Kadın ise hiç anlamamış gibi yapar ve incelemeye başlar, iz sürer kim diye bakar. Hatta işine geliyorsa yıllarca susmayı da başarır.
Ama bir yakalayıp bir de affetti mî of. İşte aradığı eğlenceyi bulmuştur. Dünyayı size dar edecektir. Artık her dışarı çıktığınızda sizi bir milyon kere arama hakkı doğacaktır. Her telefona gelen mesajınız …

Bir önceki yazımız olan Bir Varmış Bir Yokmuş Kitap Özeti başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


üç × = 9

Kitap özetleri © 2013