Kitap özetleri

Kitap özetleri

Bizimlesin Kitap Özeti

Stil sahibi olmanın sırlarını keşfetmek istiyorsan BİZİMLESİN!

“Ben kusursuz değilim!

Kimse kusursuz değil, benim farkım kusurlarımı nasıl örteceğimi bilmek. İstedim ki siz de kendinizi tanıyın, güzel yerlerinizi öne çıkarın ve kusurlarınızı örtün. Unutmayın herkes stil sahibi ve şık olabilir!

Her kadının kendi stilini yaratıp güzel olabileceğine yürekten inanıyorum. Çünkü güzel olmasını bildikten sonra her kadın güzeldir…

Kendini sevmek, kendine güvenmek, kıyafeti en iyi şekilde taşımak ise stil sahibi olmanın temel unsurlarıdır.

Bu kitapta tüm bunları anlatırken, kendine yakışanı bilmek, hangi bölge nasıl kapatılır, hangi bölge nasıl vurgulanır, vücudunuzu nasıl tanırsınız, hangi renkler birbirine gider, yüz şeklinize en uygun makyaj nasıl yapılır gibi birçok konuda size temel bilgi vermeye çalıştım. Hatta kadınların yaş aldıkça güzelleştiğine inandığım için kitapta sadece genç kızların değil, yaş almış kadınların da yararlanacağı bilgilere yer verdim.

Stil sahibi olmayı parayla satın alamazsınız. Aslında paraya da çok fazla ihtiyaç yoktur. Kendinizi, vucudunuzu tanıyıp doğru kombinasyonları yaparak giyinirseniz, üstelik kendinize olan güveninizle de giydiklerinizi doğru taşırsanız hem şık, hem de stil sahibi olursunuz.

Şimdi açın gardırobunuzu, giymediğiniz kıyafetlerden arının ve yeni stilinizle gözleri kamaştırın!”

İvana Sert

***

TEŞEKKÜRLER

Bana aşıladığı disiplinle hep başarılı olmamı sağlayan, başka şehirler ve başka insanlarla tanışmama vesile olarak ufkumu açan rahmetli babama ve desteğini hiç esirgemeyen anneme,

Yeteneğimi keşfeden, beni tasarıma yönelten ve şans veren, hayatımda hep örnek aldığım Patricia Fields’e,

Beni sevenlerimle tanıştıran, kendimi daha iyi ifade etmemi sağlayan Show TV “Bugün ne giysem?” programının yapım ekibi ve yönetimine, programda birlikte olmaktan onur duyduğum çalışma arkadaşlarıma,

Bu kitabı yazarken, sıkıntıya düştüğüm anlarda sevgisiyle ruhumu neşelendiren oğlum Ateş’e,

Bu kitabı emekleriyle gün yüzüne çıkaran herkese sonsuz teşekkürler!

İçindekiler

MERHABA
STİL SRHİBİ OLMAK
ALIŞVERİŞİ CİDDİYE ALIN
ÖLÇÜLERİNİZİ BİLİN
VÜCUT TİPİNİZİ BULUN…
KUSURSUZ FİZİK YOKTUR
DOĞRU RENGİ BULMAK
RENKLİ GİYİNİRKEN DİKKAT
VÜCUT TİPİNE GÖRE GİYİNME
GENÇ KIZ GİYİMİ
YAŞ ALAN KADINLARIN GİYİMİ
VİNTAGE
YAŞAYAN PARÇA
ALIŞVERİŞTE AKILLI DAVRAN
AKSESUVARLA TARZ YARATMAK
DOĞRU İÇ GİYİM
AYAKKABI
ÇANTA
ŞAPKA
GÖZLÜK
BİKİNİNİ
KEMER VE KUŞAK
ÇORAP
KOT PANTOLON
PANTOLON
ELDİVEN
KİŞİSEL BAKIM
YÜZ ŞEKİLLERİ
ALLIK
PRATİK MAKYAJ BİLGİLERİ
GÖZ MAKYAJI
TIRNAK BAKIMI

MERHABA

1979 yılında Belgrat’ta doğdum.

Manken, stilist, moda tasarımcısı, televizyon progamcısı, işkadını ve bir anneyim…

Sizler beni bu ve benzeri sıfatlarımla tanıyorsunuz. Şimdi bir de güzelliğin sırlarını paylaşmak üzere “sırdaş” olmaya ne dersiniz?

Bu kitabımda sizlere, nasıl güzel, bakımlı ve stil sahibi olabileceğinizi anlatmaya çalışacağım. Çünkü hep inandığım gibi bütün kadınlar güzeldir. Sadece bunu göstermesini bilmeyen kadın vardır.

Dünyaya gözlerimi bir asker kızı olarak açtım. Oldukça disiplinli bir çocukluk geçirdiğimi söyleyebilirim. Babamın mesleği askerlik olunca ister istemez birçok şehirde yaşamak zorunda kaldım. Ailece sürekli seyahat halindeydik ve sürekli yeni arkadaşlar edindim. Bir şehirde arkadaşlarımı bırakırken, sıcakkanlı ve sosyal olmam sayesinde bir başka şehirde yeni arkadaşlar bulmakta zorlanmadım. Sosyal bir insan olmam benim kendimi yalnız hissetmeme engel oldu. Elbette eski arkadaşlarımla da görüşmeyi sürdürdüm. Onları da ihmal etmedim. Kuşkusuz insan sevdiklerini geride bıraktığında üzülür; ben de üzülüyordum. Fakat şunu da anlıyorum ki, eğer babam bir asker olmasa ve bu kadar çok şehir değiştirmeseydik, belki de bugünkü İvana Sert bambaşka biri olurdu.

Disiplinli bir evde yaşamak, bana da disiplinli bir insan olma özelliğini kazandırdı. Yaptığım işleri ciddiye alarak, severek ve dikkatimi vererek yapmayı evde öğrendim. Ayrıca yaşamımı bir disiplin altında tutmayı da yine aynı şekilde öğrendim. Mesela ne olursa olsun, 24.00’ten sonra gece dışarıda olmamıza izin yoklu. Okuldan sonra eğer yapmamız gereken bir iş yoksa evimize dönüyorduk.

Hiç unutmam, bir defasında okuldan sonra bir arkadaşımla oyalandık. Gezip tozuyorduk. Bu sırada babam gördü ve bana unutamayacağım bir ceza verdi. O sırada iş yaşamına atılmıştı ve küçük bir meyve suyu fabrikası açmıştı. Orada bir hafta boyunca şişe yıkama bölümünde ceza olarak çalıştım. Meyve suyu şişelerinin üzerindeki etiketleri kazıdım.

Babam birden fazla işle meşgul olmayı seven insanlardandı. Askerliğin disiplinli yanını hayatında hep taşımasına rağmen sonraki yıllarda işadamı olarak da yanı başımızda bulundu. Aynı zamanda sanatçı bir yönü vardı. Ressam ve müzisyendi.

ALDIĞIM EN GÜZEL HEDİYE

Okula başlamamın hemen öncesine gelen yaşlarımda, askeri binalardan birinde oturuyorduk. Karşımızda bir bina daha vardı. Oradan sürekli müzik sesleri geliyordu. Piyanonun sesiyle ilk orada tanıştım.

4 yaşımdayken müzik sevgimi gören annem de beni koroya yazdırmış, daha okuma yazma öğrenmeden önce koroda şarkı söylememi sağlamıştı. Konuşmayı bile doğru dürüst bilmiyordum ama bağıra bağıra şarkı söyleyebiliyordum.

Karşımızdaki binada müzik okulu olduğunu öğrendim. Orada kayıtlar için seçmeler vardı. Yüzlerce çocuk ailesiyle birlikte başvurmuştu. Ben tek başıma başvurdum. Yaptıkları testte 2‘nci seçtiler ve müzik kulağımın çok iyi olduğunu söylediler.

Ailemin haberi yoktu. Kimsenin haberi yoktu. Sonra babam duydu ve çok mutlu oldu. 2 ay sonra da bana piyano aldı. Bu piyano hayatımda aldığım en güzel hediyedir. Şu anda da Sırbistan da duruyor. O piyanoyla çok şey paylaştım, özellikle akşamüstü, gece olunca piyano çalmayı severim.

O piyano ile ilk bestelerimi yaptım, şarkılar yazdım. Bunların bazılarını televizyonda çalma şansım oldu.

Sonra okulum bitti ve piyano geri planda kaldı. Piyano çalabilen insan birçok enstrümanı çalabiliyor. Ben şanslıydım ki piyano öğrenmiştim.

EN BÜYÜK HAYALİM

O yaşlarda en büyük hayalim şarkıcı olmaktı. O zaman saçım kısaydı. Kısa etekler alıyor, peruklarla uzun saçlar yapıyordum kendime. Pantolonlarımı kesiyor, yırtıyordum. Kendi tarzımı yaratmaya çalışıyordum. Bir gün gelip tasarımcı olmak aklımda yoktu ama “başarılı” olacağımı biliyordum. Kendimi hep sahnede yürürken, şarkı söylerken hayal ediyor, makas elimde, kıyafetlerle uğraşıyordum.

Üniversitede tekrar Belgrat’a dönüp işletme okumaya başladım.

Bu sırada annem bir sürpriz yaptı ve hem benim hem de kardeşimin fotoğraflarını güzellik yarışmasına yolladı. Tabii bu süreçte annemin babamı ikna etmesi hiç kolay olmadı ama kadının fendi erkeği yendi ve yarışmaya katıldık. Hatta yarışmaya katılmakla kalmayıp kardeşim ve ben yarışmada finale bile kaldık. Ben “Miss Belgrad” yani “Belgrad Güzeli” seçildim. Kardeşim dereceye giremedi ama benim güzel seçilmem hepimizi mutlu etti. Zaten sahnede olacağımı hep biliyordum. Manken, şarkıcı ya da “Belgrad Güzeli” olarak…

TÜRKİYE’DE DÖNEN TALİHİM

Güzel seçilmemle birlikte yurtdışında mankenlik yolu da bana açılmış oldu.

“Miss Globe” yarışması için Türkiye’ye geldim.

Ben geldim ama valizlerim gelmedi. Ben İstanbul’a inerken, valizlerim başka bir yere gitmişti.

Çok moralim bozuldu. Yarışma finali için gelmiştim ve valizlerim ortada yoktu. ABD güzeli, Bosna güzeli gibi arkadaşlarım bana yardımcı oldular. İstanbul’da 4 gün kaldıktan sonra Kıbrıs’a geçtik. Yine valizlerim gelmedi!

Bir yarışmacı için o valizlerin ne kadar önemli olduğunu düşünün lütfen. Giyeceğiniz tuvaletlerden, kozmetik malzemelerinize, hatta özel eşyalarınıza kadar hepsi onun içinde ve öylece ortada kalıyorsunuz…

Valizlerimi bir haftalık bir yarışma programına göre hazırlayıp gelmiştim. Sponsorlarım tarafından temin edilen malzemeler vardı. Üzerimde ise sadece harcayacağım küçük bir para… Nereden güzel tuvaletler alacağımı, ihtiyaçlarımı nasıl temin edeceğini düşünerek kâbuslar görürken bir de kaza yaşadım.

Kıbrıs’a gitmeden bir gece önce, kapım çalındı. Kapıyı açmaya giderken kafamı çarptım. Acil servise kaldırıldım ve kafama 4 dikiş atıldı. Kıbrıs’a kafamda 4 dikişle, bandajla gittim…

HEM ŞANSSIZLIK HEM ŞANS

Kıbrıs Adası’na gittiğimizde inanılmaz derecede üzgündüm. Geri dönmek istedim ama izin alamadım. Kafamda bandajla girdiğim yarışmada dereceye giremedim.

Ancak ben başıma gelen bu şanssızlıklar için üzülürken Türkiye’de bana şans kapılarının açıldığından hiç haberim yoktu. Birçok manken ajansının benimle çalışmak istediğini öğrendim yarışma bitince. Hatta firmalar arasında Türkiye’nin dünyaca ünlü jean markaları da vardı.

Şanssızlıklarla, üzüntülerle dolu bir yarışma yaşadığımı sanırken, şans kapılarının açıldığını hiç bilememiştim. Ben kendimi şanssız sanırken, orada hayatım değişti!

İstanbul’a dönünce oda arkadaşım olan Litvanya güzeli ile konuştuk. Kendisi Türkiye’de yaşıyordu. Ben ise korkuyordum. Çünkü o yıllarda Türkiye’de bana nasıl davranılacağını bilemiyordum. Oda arkadaşım, “Hiçbir sorun yaşamazsın. Türkiye gayet güzel bir ülke. İnsanları da sıcakkanlı ve sevecen. Ben profesyonel olarak burada mankenlik yapıyorum ve iyi para kazanıyorum. Sen de çekinmeden kariyerine burada devam edebilirsin” diyerek ikna etti. Babamla Türkiye’de kalmak için tartışsak da sonunda rızasını aldım ve “Tamam!” dedim ve böylece Sırbistan’a hiç dönmedim.

Valizlerimi kaybetmiştim ama o valizlere bir daha hiç ihtiyaç duymadım. Hemen para kazanmaya başladım. Hatta aileme bile bakabileceğim kadar çok kazanıyordum. Okuluma geri dönemedim, birinci sınıfta bıraktım ama Sırbistan’da araba aldım, anneme, babama oturmaları için daire aldım, kardeşime elbiseler gönderdim. Hepsine destek oldum. Türkiye’de yaşamaya başladım.

Sonra burada severek bir evlilik yaptım ve hayatımın yine en güzel hediyesine, çocuğuma kavuştum.

BENİ İVANA SERT YAPAN ÖZELLİKLER

Bana zaman zaman soruyorlar. Röportajlarda, söyleşilerde, katıldığım programlarda ya da sosyal medyada benzer sorularla karşılaşıyorum: “Sizi İvana Sert yapan özellikler nelerdir? Başarınızın sırrı nedir? Neden her daim güzel, bakımlı ve başarılısınız?” diyorlar.

Aslında sorunun yanıtı basit: Gözüm olduğu için… Değişik şeylerde gözüm vardır. Siz buna ilgi de diyebilirsiniz. Yani elbise tasarımı, ev dekorasyonu yaparken gibi konularda sürekli hayal eder, gözümün önünde canlandırır, gerçekleştirirsem nasıl bir şey olacağını düşünürüm.

Bir başka özelliğim istikrarlı olmaktır. Hangi işe başlarsam başlayayım, bitirene kadar yılgınlık göstermem, zorluktan çekinmem. İstediğim şeyin peşinden giderim. Hayalimi gerçekleştirene kadar çaba göstermeyi sürdürürüm. Bunun için sabır göstermeyi de ihmal etmem. Çünkü sabırla çaba gösterip, istikrarlı bir şekilde işini yapan her insan başarılı olur. Buna inanıyorum. Ben istediğimi başarınca da yeni bir hayalimin peşine takılıyor, yeni bir işe başlıyorum. “Bu tamam!” diyor ve yenisine geçiyorum.

Kendi işimi kendim yapmak gibi bir prensibim var. Benim hayal ettiğim, tasarladığım şeyi kimse benden iyi bilemeyeceğine göre, işimi başkasına yaptırmak da doğru gelmiyor. Bu nedenle kendi işimi kendim yaparım. Zaten bunu yapmayan insanların deşarj olması zordur.

Özgüvenliyimdir. Kendimi severim. Kendimi beğenirim ama bu başkalarına yüksekten bakma anlamında değildir. Azimli olmamı, çalışkan olmamı, hırslı olmamı, başladığım işi sonuna kadar götürmemi ve ne istediğimi bilme yönümü severim.

GECELERİ KURAN OKUMAK HUZUR VERİYOR

Önce hayal kuruyorum ve sonra yapıyorum. Allah’tan bir şey istiyorum. İsteyince kesinlikle veriyor. İsteyeceksin ve yapacaksın…

Kendimi işime öylesine veririm ki, bazen gece olup da yatmak istediğimde bile gözümün önünde resimler görürüm. Tasarladığım giysiler ve yeni fikirler gelir gözümün önüne. Sürekli onları düşünürüm. Önemli olan bu konsantrasyonu sağlamaktır. Beyinde çalışmayı bilmektir. Ben de sürekli beynimde çalışıyor, düşünüyor ve yapıyorum.

Küçük yaşlardan beri spor yapmamın çok faydasını gördüm. Yugoslavya’nın komünizmle idare edildiği dönemde, 5-6 yaşında çocuklara ciddi şekilde spor yaptırılmaya başlanıyordu. Bu spor çocuğun hayatının bir parçası oluyor ve ömür boyunca devam ediyor. Türkiye’de gördüğüm en ciddi eksiklik de aslında budur. Futbol, basketbol gibi sporlara ilgi yoğun ama diğer dallar ihmal ediliyor. Ben uzun atlama yapıyordum mesela. Atletizmde küçük yaşlarda aldığım madalyalar var.

Spor yanında sanatla da uğraştım hep. Resim yapıyordum aynı zamanda.

Kitap okumayı hep sevdim. Geceleri Kuran okuyorum. Türkçe mealini okumak bana huzur veriyor. Rahatlayıncaya kadar okuyorum.

Yoga, meditasyon gibi konular da güzel ama gece yatmadan önce kitap okumak insanı daha fazla dinlendiriyor. Beni de kitap okumak dinlendiriyor. Kuran okumak ise farklı bir huzur bulmamı sağlıyor. Zaten bütün dinlerin, aynı bütünün parçaları olduğuna inanıyorum. Hepsinden alabileceğimiz bir şey var.

BU KİTABA NİYE İHTİYAÇ VAR?

Kitap yazma konusunun nereden çıktığına gelince…

Sadece Türkiye’de değil, Sırbistan’da ya da dünyanın her yerinde kadınların böyle bir kitaba ihtiyacı olduğunu düşündüm. Ben kusursuz değilim. Kimse kusursuz değil. Ama ben kusurlarımı nasıl örteceğimi biliyorum. İstedim ki bunu herkes bilsin.

Herkesin kusuru, vücudunda beğenmediği yanları olabilir ama herkes stil sahibi ve şık olabilir. Ben kusursuz değilken kusurlu yanlarımı örtebilmeyi öğrendim. Siz de öğrenin diye bu kitabı yazmaya karar verdim.

Her kadının stilini yaratıp güzel olabileceğine inanıyorum. İnanmaktan öte bunu biliyorum. “Her kadın güzeldir” sözü bir gerçek. Yeter ki güzel yönleri öne çıkarmayı bilin!

Kendini sevmek, kendine güvenmek önemli. Kendine yakışanı bilmek, hangi bölge nasıl kapatılır, hangi bölge nasıl vurgulanır, vücut şekli nasıl tanınıp giyim konusunda karar verilir gibi konuları yazdım. Kadınların yaş aldıkça güzelleştiklerine de inanıyorum. Bu nedenle sadece genç kızların değil, yaş almış kadınların da yararlanabileceği bilgilere yer verdim.

Stil sahibi olmayı parayla satın alamazsınız. Aslında paraya da çok fazla ihtiyaç yoktur. Kendinizi, vücudunuzu tanıyıp doğru kombinasyonları yaparak giyinirseniz, üstelik kendinize olan güveniniz ile de giydiklerinizi doğru taşırsanız hem şık, hem de stil sahibi olursunuz.

Bir önceki yazımız olan Blaze Yüzyılın Suçlusu Kitap Özeti başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


yedi − = 5

Kitap özetleri © 2013