Kitap özetleri

Kitap özetleri

Ben, Mona Lisa Kitap Özeti

Tehlikeli derecede baştan çıkartıcı tutkulu bir kadın.
Aşk, İhtiras,İhanet
Kalogridis, okurlara ortaçağın karanlık entrikaları içinde kaybolacağı nefis bir tarihi roman ziyafeti sunuyor.

Ortaçağın en karanlık ve kasvetli döneminin yaşandığı 1478 yılının Nisan ayında Floransa’yı yöneten Medici hanedanının reisi Lorenzo de Medici’nin erkek kardeşi yakışıklı genç Giuliano de Medici, dünyaca ünlü görkemli Duomo katedralinde suikasta kurban gider. Korkunç cinayet şehirde büyük bir şok yaratmış ve etkisi dönemin ünlü ressamı Leonardo da Vinci’den heykeltıraş Michelangelo’ya ve şehrin önde gelen yün tüccarının olağanüstü güzellikteki kızı Madonna Lisa’ya kadar uzanmıştır.

Bu olayın üzerinden on yıldan fazla bir zaman geçmiş ve Floransa çılgın bir rahip olan Savonarola’nın karanlık yönetimi altına girmiştir. Nefes almanın bile neredeyse yasak olduğu şehirde sanatın büyük bir günah olduğunu savunan rahip, meydana hazırlattığı büyük ateşte halkı evlerinde barındırdığı muhteşem eserleri yaktırmaya zorlamış, karşı çıkanları gözlerini kırpmadan ölüme yollamıştır. Bu arada zengin yün tüccarının tek kızı olan Lisa, tüm erkekleri baştan çıkartan bir güzelliğe sahiptir. Ve yıllar önce suikasta kurban giden amcasıyla aynı adı taşıyan yeğeni genç Giuliano de Medici ile büyük bir aşk yaşamaya başlar. Ancak bu aşkın ona ve çevresindekilere çok büyük zarar ve uğursuzluk getireceğini, bir vahşet ve ihanet çemberinin kıskacı içine çekileceğini bilmemektedir.
“Krallık gücünün ve tutkunun bir karışımı olan, dramatik bir hikaye.”
—Publisher Weekly

“Kesinlikle tavsiye ediyoruz… Kalogridis Rönesans döneminde Floransa’nın artistik ve politik ortamını canlı bir şekilde betimliyor.”
—Library Journal

“Büyüleyici… Dünyanın en gizemli kadınlarından biri hakkında, titizlikle hazırlanmış, iyi geliştirilmiş karakterlerle dolu zengin bir tarihi roman.”
—Tucson Citizen

I

Benim adım Lisa di Antonio Gherardini, yakın çevremde Madonna Lisa olarak anilinin ama halk bana kısaca Mona Lisa der.

Resmim, değerli taşların ezilmesiyle elde edilen doğal toz boyanın içine, kil ve kaynatılmış ketentohumu yağı ilave edilip hazırlanan bit karışımın, kus tüyü ya da hayvan kürkünden yapılmış ipek fırçalar kullanılarak ahşap bir panel üzerine tatbik edilmesiyle ortaya çıktı.

Resmi pürdüm. Bana hiç benzemiyor. Ona gözümü ayırmadan baktım ama orada benim yerime annemle babamın yüzlerini gördüm. Kulağımı tablonun üzerine koyup dinledim ve onların seslerini duydum Ona her baktığımda, onların aşkını, acılarını hissettim, onlarla birlikte beni de bağlayan şahit oldukları o suça tekrar tekrar şahit oldum.

Hikayem doğumumla değil, bir cinayette başlıyor. Ben doğmadan bir yıl (ince imlenmiş korkunç bir cinayetle

Ama bunu ilk kez Haziran ayının on beşinde kutlanan doğum günümden iki hafta önce bir astrologla karşılaştığımda öğrendim. Annem o yıl hediyemi kendimin seçmesini istemişti. Dogma büyüme bir Floransalı olarak yeni dikilmiş bir elbiseyle gösteriş yapmaya çok fazla arzu duyduğumu bildiği için, kesinlikle yeni bir elbise isteyeceğimi düşünmüştü. Babamın şehrin en zengin yün tüccarlarından biri olması bana ipekler, kadifeler, brokarlar ve kürklerden oluşan muhteşem güzellikteki kumarları sevme şansı veriyordu. Ama ben bu doğum günümde elbise islemiyordum. Yakın bir zamanda dayım Lauro ve genç kansı Ciovanna Maria’nın düğününe katılmıştım. Düğün sonrası yapılan kutlamalar boyunca, büyükannem ısrarla sinir bozan şu açıklamada bulunmuştu: “Onlar kesinlikle mutlu olamayacak. Ciovanna yay burcu, yükseleni de boğa. Lauro ise koç, Bu onların sürekli kafa kafaya vuruşacaklarını gösteriyor”

“Anne,” annem kibarca araya girmişti.

“Eğer sen ve Antonio da bu konuya dikkat etseydiniz….” Büyükannem annemin keskin bakışlarını görünce mecburen susmuştu. Merak etmiştim. Gerçekten de annemle babam birbirlerine aşık olmalarına rağmen, hiç mutlu olamamışlardı. Ve birden bugüne kadar benim burcumla yükselenim hakkında hiç konuşulmadığı aklıma geldi. Anneme sorduğumda, benim yıldız haritamın hiç çıkarılmamış olduğunu öğrendim. Bu beni çok şaşırttı. Floransa’nın en tanınmış ailelerinden biri olarak, her yeni doğanın peşi sıra muntazam olarak yıldız haritası çıkarılmasına rağmen, benimkinden söz dahi edilmeyişi dikkatimi çekmişti. Üstelik ben bu ailenin yegane çocuğu ve gelecek vaat eden tek ümidiydim.

Ve tek çocuk olmam nedeniyle sahip olduğum gücün hep farkında olmuştum, bunu şimdi de kullanmalıydım Her zamanki gibi sonunda yine kazandım. Buna kesinlikle isteksin görünen annem kabul edene kadar sürekli şikayet edip sızlandım. Sonuçtan emindim, bunun için fazla baskı yapmama gerek bile yoktu.

Annem risk almaya cesaret edemediği için biz astrologun evine gidemedik ama onu eve davet ettik. Yatak odalarının bulunduğu koridordaki pencerelerden birinden astrologun yaldızlarla süslü atlı arabasının, tepesinde aile armamızın bulunduğu demir kapının açıldığı avlunun önüne gelişini seyrettim. O sırada iki temiz giyimli hizmetkâr onu karşılamıştı. Astrologun üzerinde menekşe rengi kadifeden yapılmış Jarsetto dediğimiz uzun bir tunik ve onun üzerinde de aynı rengin biraz daha koyu tonunda brokardan kokuz bir pelerin vardı. Bedeni inceydi ama içeri çökük göğsüyle zorba tavırlı biri gibi duruyordu.

Annemin kölesi Zalumma onu karşılamak için hemen ileri doğru atılmıştı. O gün o da güzel giyinmişti. Gizemli doğunun yüksek dağlarından gelen, halkı güzelliğiyle unlu bir Çerkez olan Zalumma anneme tapardı. Neredeyse bir erkek kadar uzun boylu, siyah saçlı, kahverengi gözlüydü ve mermer gibi beyaz bir tene sahipli. Aslında ahım şahım bir özelliği yoklu ama sanki perma yapılmış gibi duran sık bukleli saçları doğuştandı ve bu saçlar şıklığına düşkün Floransalı her kadını kıskandırmak için fazlasıyla yeterli oluyordu. Bazen ana dilinde bir şeyler mırıldanıyor ve hiç duymadığım bu lisanın ne olduğunu ona sorduğumda Adigece diyordu.

Zalumma reverans vermiş, sonra da annemle tanışması için astrologu içeri davet etmişti. Annem bu sabah çok sinirli ve telaşlıydı, hiç kuşku yok ki bunun nedeni, adamın şehrin en saygın kişisi olmasıydı. Öyle ki, mukaddes peder Papa’nın gelecek habercisi hastalandığında, yerine onu tayin edecek kadar itibarlıydı.

Benim görüşüm, bu ilk tanışma olduğu için sohbet tamamen işle ilgili olacak ve istediğim yanıtı alamayacağım için kafam yine karışmaya devam edecekti.

Odamı terk ettim ve altımdaki iki katta neler olduğunu keşfedebilmek için usulca merdivenlerin tepesine gelip durdum. Taş duvarlar kalındı ve annem toplantı odasının kapısını kapatmıştı. Ne kadar kulak kesilsem de boğuk seslerden başka bir şey d uya mı yordu m.

Toplantı uzun sürmemişti. Annem kapıyı açıp Zalumma’yı çağırmıştı; mermer zemin üzerinde onun telaşlı adımlarının ardindarı adamın sesini duymuştum. Hızla merdivenlerin başından ayrıldım ve astrologun arabasının gidişini seyretmek için koridordaki pencerenin önüne koştum.

Zalumma evden ayrılısı sırasında ona eşlik ediyordu, sonra etrafı kolaçan etmesinin ardından adamın eline küçük bir şey sıkıştırdı, belki bir kese. Adam onu ilkin reddetti ama Zalumma kimse görmeden onu bir an önce alması için samimiyetle ısrar ediyordu. Adam bir an kararsız kaldıktan sonra onu cebine attı sonra da arabasına binip hızla evin Önünden ayrıldı.

Zalumma’nın adamın eline zorla verdiği şeyin onun baktığı falın karşılığı yani para olduğunu sanıyorum, yoksa onun pozisyonunda olan bir adamın, bir kölenin yıldız haritasına bakacak hali yoktu, eğer öyleyse bu çok olağandışı bir şeydi. Ya da belki annem adama parasını vermeyi unutup Zalumma’yı arkasından koşturmuştu.

Zalumma eve geri dönmek üzere kapıya doğru yürürken bir an yukan bakmış ve bakışları benimkilerle karşılaşmıştı. Onu görünce sanki casusluk yapıyormuşum gibi telaşlanıp hemen geri kaçmıştım.

O gün uzun bir süre Zalumma’nın gelip bana bir açıklama yapmasını bekledim, beni kandırmaktan hoşlanan bir yapısı olduğunu, nasılsa eninde sonunda geleceğini biliyordum ama bu kez hepten sessiz kalmıştı.

II

Üç gün sonra astrolog tekrar gelmişti. Bir kez daha yukarı kattaki pencereden unun gelişini seyrettim, atlı arabasından inmiş ve Zalumma yine onu karşılamıştı.

Annem benim hakkımda açıklama yapmak üzere zamanın geldiğini söyleyip yanına çağırıncaya kadar beklerken heyecan içindeydim. Belki de astrologun ağzından çıkan olumsuz şeyleri duyup yüzümün kızardığını görmek islemediği için beni o varken çağırmıyordu.

Yıldız falcısı bu kez parlak sarı renkle Şanı ipeğinden bir tunik, üzerine kahverengi gerdanlı zerdeva kürkünden çok şık bir yelek giymişti. Eve girmeden önce bir an durup Zalumma ile konuşmuştu; Zalumma onun söylediği şeye çok şaşırmış gibi elini ağzına götürdü. Sonra adam ona bir soru sormuş olmalı ki, Zalumma bilmediğini ifade etmek için başım iki yana sallamıştı, ardından elini onun kolu üzerine koymuş ve ondan bir şey talep etmişti. Bunun üzerine adam ona bir kağıt rulosu uzatmış ve hemen yanından uzaklaşmıştı, hareketlerinden oldukça tedirgin olduğu anlaşılıyordu, sonra telaşlı adımlarla içeri girmişti

Zalumma hayal kırıklığına uğramış gibi elindeki kağıt rulosunu eteğindeki cebin derinliklerine itmiş, sonra adamın peşi sıra yavaş adımlarla içeri girmişti.

Pencerenin önünden ayrılıp yine merdivenlerin tepesine koştum ve sessizce durup dinledim, gördüklerime anlam veremiyordum, şaşkındım ve hakkımda söylenilenleri duymak için sabırsızIanıyordum…

Bir önceki yazımız olan BEYAZ LALE KİTAP ÖZETİ - HİKAYE ÖZETİ başlıklı makalemizde roman özetleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


yedi − 3 =

Kitap özetleri © 2013